8 Mayıs 2010 Cumartesi

FINALE Koltukaltı ve Bikini Bölgesi Beyazlatıcı

Merhabalar, birçok bayanın yaşadığı ama belki farkında bile olmadığı bir sorundur koltukaltı ve bikini bölgesi koyuluğunun artık bir çmzümü var. Finale Whitening Koltukaltı, bikini bölgesi, diz ve dirksek beyazlatıcı krem. bitkisel içerikli olan bu krem bakanlıktan onaylı.

Yüksek kaliteli bitkisel bileşenler ve vitaminlerle özenle formüle edilmiştir. Anti oksidan etkinliği ile oksidatif hasarı önleyerek cilt renginin tonlanması ve renginin açılmasına yardımcı olur. Squalene ve Allontoin nem kaybını önlemek, daha pürüzsüz ve esnek bir cilde kavuşmanız için formüle eklenmiştir. Finale Whitening Cream Nano molekül yapısıyla cildinize daha iyi nüfuz eder uzun süre etkisini gösterir. Cildi tahriş etmediği için uzun süreli kullanım için uygundur.

Günde 2 kez olmak koşuluyla 4 hafta boyunca kullanınız. Hem koltukaltı hem de kasık bölgeniz için kullanabilirsiniz. Ayrıca diz ve dirsek gibi bölgelerdeki koyuluklarınız varsa onlar için de kullanabilirsiniz.

ayrıntılı bilgiyi ürünün orjinal sitesinden edinebilirsiniz. http://www.bilgesaglik.com/
Bu arada Türkiye'nin en iyi göğüs büyütücü kremini bu siteden alıyorsunuz http://www.finalebust.tk/

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Saç Kıran

Saçların pul pul atıp dökülmesine saçkıran tabir edilir. Daha çok stres ve üzüntüden olur, ancak mikrobik de olabilir.

Tedavisi için aşağıdaki bitki formülleri uygulanır.saç kıran

Tedavisi:

* İki diş sarımsak bir çay kaşığı barutla karıştırılır ve saçın döküldüğü yerler bu karışımla iyice

ovulur. Bu uygulama bir hafta süreyle her gece tekrarlanır.

* Havanda dövülen bir miktar sarımsak tuzla karıştırılır ve saçın döküldüğü yerler bu karışımla iyice ovulur. Bu uygulama bir hafta süreyle her gece tekrarlanır.

* Saçın döküldüğü yer kesmeşe-kerle inceltilerek, bölgeye sirke ruhu sürülür. Bu uygulama haftada bir defa tekrarlanır.

* Bir baş soğanın robottan geçirilerek suyu çıkarılır. Saçın döküldüğü yer kesmeşekerle ovularak deri inceltilir. İnceltilen deri soğan suyu ile ovulur. Bu uygulamaya saç dökülmesinin durması ve yeni saç çıkmaya başlamasına kadar devam edilir. (Ancak, her akşam şekerle ovmaya lüzum yoktur.)

Hamilelik Döneminde Beslenme

GEBELİK SURESİNCE SAĞLIKLI BESLENME
Genelde yaygın bir kanı, hamilelikte sağlıklı beslenmek için çok fazla yemek, iki kişi için yemek gerektiği şeklindedir. Fakat hamile bir kadının beslenmesi normal bir kadının beslenmesinden çok az fark­lılık gösterir. Olgun bir insanın günlük kalori ihtiyacı 2000'dir. Gebe bir kadında ise, gebeliğin ilk yarısında 2500-2600, ikinci yarısında ise 2700-2800 kaloridir.

Yetersiz ya da yanlış besin alımı bebekle ilgi gelişimi geciktirebilir. Ancak yeterli beslenme aşırı kilo ile eşdeğer değildir. Hamilelik süresince dengeli ve sağlıklı beslenirseniz, hem siz hamileliğiniz
boyunca sağlıklı bir dönem yaşarsınız, hem de sağlıklı bir bebek sahibi olma şansınızı yükseltirsiniz. Aşırı kilo alımı estetik yönden Anneleri rahatsız ettiği kadar, sağlık açısından âa oldukça zararlıdır.Normal olarak almanız gereken kilonun üzerinde kilo almak, kan basıncını yükseltebilir, diyabete (şeker hastalığı) neden olabilir, hatta erken doğuma bile sebebiyet verebilir.

Ayrıca aşırı kilolar hamileliğin daha ağır geçmesine neden olduğu gibi, varis oluşumunda da rol oynar. Fazla kilolu kadınların daha az hareketli oldukları ve doğumun bu nedenle fazla uzadığı saptanmıştır. Doğum için sezaryene gerek duyulduğunda ise yağ fazlalığı nedeniyle daha fazla dikiş olması ve bunun da komplikasyonlara neden olması ihtimali vardır.

Bütün bu saydıklarımızdan sonra hamile kadın ne yiyip ne içmeli ki; hem aşırı kilo almasın, hem de bebeği ve kendisi için gerekli olan besinleri yeteri miktarda alsın. Öncelikle eğer fazla kilolu bir bayansanız, hamile kalmadan önce bu kilolarınızdan kurtulmalısınız.
Çünkü hamileliğiniz süresince diyet yapmanız kesinlikle yasaktır.
Bebeğinizin birçok kritik dönemi vardır ve bu kritik dönemlerde sizin alacağınız birçok besine ihtiyacı vardır. Bu besinleri almayı keserseniz, bebeğinizde ve sizde birçok sorun çıkma riskini yükseltmiş olursunuz.

Hamile kaldığınız ilk aylar iştahınız çok fazla olmayabilir. Genelde bulantılardan dolayı iştah azalmasına bağlı olarak çok fazla kilo artışı olmadığı gibi, kilo eksilmesi de görülebilir. Bu endişe verici bir durum olmamakla birlikte, ilk aylarda da bebeğinizin mutlaka ihtiyacı olan besinler vardır. Elinizden geldiği kadar gerekli olan besinleri alın. 3: aydan sonra vücudun gereksinimine karşılık olarak sizin de iştahınız artabilir. Burada da kendinize dur demeniz gerekir. Aşırı yemeyin, ancak aşağıda sayacağımız temel besinleri de ihmal etmeyin. Çünkü bazı besinlerin bebeğiniz için yaşamsal değeri vardır.
Şimdi bu besinlere sırasıyla bir göz atalım.
Temel Besinler

Gebelikte sık görülen kabızlığın önlen­mesi için lif içeren yiyecekleri günlük beslenmenizin büyük bir bölümünde kul­lanmalısınız. Sebze ve meyve, kepekli besinler lif içerir. Fakat kepekli besinleri hamilelikte fazla yememelisiniz.

Folik Asit
♦ Döllenmeden bir ay kadar önce ve gebe­liğin erken döneminde folik asit eksikliği, omirilik kanalı kusuru, damak dudak yarıklığı riskini artırdığı gibi; bebeğin merkezî sinir sisteminin gelişmesi için özellikle ilk haftalarda folik asit gereklidir. Vücutta depolanmadığı için her gün alın­malıdır.

Lif içeren yiyecekler
Sebzeler: pırasa, bezelye
Tahıllar: esmer pirinç, kepek ekmeği
Kuruyemişler : kuru üzüm, kuru kayısı

Folik asit içeren yiyecekler
Taze yeşil yapraklı sebzeler brokoli, ıspanak, Tahıllar, çavdar ya da yulaf ekmeği fındık, fıstık

C Vftamini
♦ Sizin ve bebeğinizin doku tamiri, yara iyileşmesi ve çeşitli metabolik ihtiyaçları için C vitaminine gereksiniminiz vardır. Ayrıca C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyonlara karşı direncinizi artırır. Demir emilimini kolay­laştırdığı için, demir içeren yiyecekleri C vitamini içeren yiyeceklerle birlikte almanızda fayda vardır. C vitamini vücut­ta depolanmadığı için her gün almak gerekir. C vitamini yönünden zengin sebze ve meyveler, taze ve pişirilmeden yenirse vitamin kaybına uğramazlar. Uzun sûre saklanan ve pişirilen besin­lerde C vitamininin çoğu kaybolur. Bunun için besinleri taze ve çiğ olarak veya az haşlayarak yemelisiniz.

C Vitamini içeren yiyecekler
Taze sebzeler: ıspanak, karnabahar, patates,lahana, yeşil ve kırmızı biber, domates
Taze meyveler: greyfurt, portakal, çilek, böğürtlen

Demir
♦ Sizin ve bebeğinizin artan kan hacmi için büyük miktarda demire ihtiyacınız vardır. Özellikle son aylarda demire olan ihtiyaç artar. Bu yüzden hamileliğin ikinci yarınından itibaren doktorunuz demir takviyesi yapabilir.
♦ Demiri mümkün olduğu kadar diyetiniz­den sağlayın. Hamileliğinizin başlangıcından itibaren demir içeren yiyecekleri ağırlıkta alırken, demir emilimini kolaylaştırıcı C vitamini içeren yiye­cekleri de birlikte alın. Doktorun önerdiği demir takviyesini veya demir içerikli yiyecekleri, süt ve çay, kahve gibi demirin en azaltıcı ile içeklerle birlikte almayın, hayvansal yiyeceklerdeki demir, sebzeler.

Demir içeren yiyecekler
Et ve sakatatlar sığır eti, ciğer, Deniz ürünleri sardalya, istiridye
Sebzeler ıspanak, baklagiller, soya fasulyesi
Meyveler: kurutulmuş meyveler, elma

Protein:
♦ Anne adayı gereğinden az protein alırsa, düşük doğum ağırlıklı bebeklere sebep olabilir. Üstelik son 3 ayda protein ve kalori eksikliği beyin gelişimini kötü et­kileyebilir.
♦ Gebe kadının protein ihtiyacı günde 60-75 gramdır. Yüksek kaliteli protein; et, balık, tavuk, süt ve süt ürünlerinden elde edilebilir. Hayvansal besinlerin yağ yönünden de zengin olduğu unutulma­malı, fazla kilo almamak için yağsız ürünler tercih edilmelidir.

Protein içeren yiyecekler
Süt ve süt ürünleri peynir, yoğurt
Baklagiller nohut, kuru fasulye

Kalsiyum
♦ Kalsiyum; kasların, kalp ve sinir sistemi­nin gelişimi, kan pıhtılaşması ve enzim etkinliği için gereklidir. Gebelikte normalde gerek duyduğunuzun iki katı kadar kalsiyuma ihtiyacınız vardır. Yeterince kalsiyum almazsanız, bebeğinizin kemik gelişimi sizin kemik­lerinizden sağlanacağı için, sağlığınız açısından riske girersiniz. Yüksek miktar­da kalsiyum alımının gebeliğe bağlı yük­sek tansiyonu önlemesine yardımcı olduğu son yapılan araştırmalarca ortaya konmuştur. Bu nedenle günde 4 porsi­yon kalsiyum almalısınız.

Kalsiyum içeren yiyecekler
Süt ve süt ürünleri peynir, yoğurt
Kuru yemişler badem, antep fıstığı, fındık, kuru incir
Yeşil yapraklı sebzeler ıspanak, brokoli

Beslenirken Dikkat Edilecek Hususlar
Yukarıda saydığımız besinler genelde sofralarımızdan eksik etmediğimiz besinlerdir. Eğer günlük taze yemek pişirme gibi bir alışkanlığınız yok, fast-food türü yiyeceklerle öğünlerinizi geçiştiriyorsanız, hamileliğiniz süresince bu alışkanlıklarınızı bir kenara bırak­manız gerekir. Şeker, yağ gibi gereksiz kilo aldıran yiyecekler yerine sağlığınız için gerekli besinleri alın. Her insan gibi hamile kadının da şekere ve yağa ihtiyacı vardır. Fakat almış olduğunuz gıdalar içinde ve pişirdiğiniz yemeklerde bunlar mevcut olduğundan ek olarak C almanız gerekmez. Az yağ tükettiğinize inanıyorsanız, belki bir dilim yağlı ekmek, ek yağ gereksiniminizi karşılar.
Gebelikte sıvı ihtiyacınız normale oranla artacaktır. Günde en az 8 bardak sıvı içmeye gayret edin. Meyve sularının yanı sıra en iyi sıvı ihtiyacını suyun karşıladığını unutmayın. Fazladan su, cildinizi yumuşattığı gibi kabızlığınızı da
azaltır.
Yukarıda saydığımız temel besinleri kısaca özetlersek, aşağıda vereceğimiz listedeki besinleri gün içerisinde mutlaka almaya çalışın.
Gün İçerisinde Alınması Gereken Besinler

Süt ve süt ürünleri kalsiyum, protein Yeşil yapraklı sebzeler ve taze meyveler lif, folik asit, C vitamini
Kırmızı et, tavuk eti, balık eti protein, demir, Kepekli ekmek

Hamilelikte Kaçınmanız Gereken Besinler
Aşağıda saydığımız ürünleri ve tabî ki sigarayı, tamamen kaldıramadığınız taktirde, olabildiğince aza indirin. Hazır satın aldığınız yiyeceklerin içeriğine ve son kullanma tarihine dikkat edin. Süt ve süt ürünlerinin tazeliğine ve sütün pastörize olup olmadığına dikkat edin.

Hamilelikte Kaçınılması Gereken Besinler
Kafeinli içecekler, kolalı içecekler, içki, kahve, çay, kakao, Konserve, dondurulmuş yiyecekler.

Doğuma Hazırlık

DOĞUMA HAZIRLIK
Doğum anı hiçbir zaman kesin olarak belirlenemez. Beklenen doğum tarihinden önce veya sonra gerçekleşebilir. Bunun için doğum hazırlıklarınızı bir ay kadar önceden tamamlamış olmanız gerekir. Doğum için gerekli olan malzemeleri bir bavulun içine koyup, ulaşılması kolay bir yerde bulundurun. Doğum anında her şey çok çabuk gelişebilir. Heyecandan birçok şeyi atlayabilirsiniz. İyisi mi siz, aşağıdaki listeyi kontrol edip, hazırlıklara başlayın.

Doğum Başlamadan Önce Şu Soruların Cevaplarını Verelim
¦ Doğum yapacağınız hastaneyi belirlediniz mi?
¦ Acil bir durum olursa hangi numarayı aramalısınız?
¦ Doğum başladığında kime, nasıl ulaşacaksınız?
¦ Sizi hastaneye kim ve nasıl götürecek?
¦ Hastane eve yakın mı, gece veya gündüz ulaşım imkanı nasıl?
Bavulunuzu hazırlamaktan daha önemli olan bu soruların cevabını bir an önce bulun. Zira doğum anında eliniz ayağınıza dolaşır ve ne yapacağınızı bilemeye­bilirsiniz.

Doğuma Giderken Bavulunuzda Neler Bulunmalı
¦ Rahat bir gecelik ve sabahlık (Doğum sonrası için önden açılabilen bir geceliğe ihtiyacınız olacaktır).
¦ Birkaç çift çorap. Doğumun ilerleyen evrelerinde üşüyebileceğiniz için bir çift kalın çorap.
¦ Saç tarağı, diş fırçası ve macunu
¦ Deodorant, koyu renk havlu, sabun, kişisel temizlik malzemeleri
¦ Masaj için gerekebilecek nemlendirici veya talk pudrası
¦ İç çamaşırları ve hijyenik kadın bağı (ilk günler için kalın olmalı)
¦ Arzuya göre kamera veya fotoğraf makinesi
¦ Eve giderken giyebileceğiniz kıyafetler.
Hastane personeli ilk günler bebeğinizin ihtiyaçlarını giyim de dahil olmak üzere karşılayacaktır. Fakat hastaneden çıkarken giydirmek üzere şunları bulundurmalısınız:
¦ Bebek bezi (gerek kalmayabilir).
¦ 1 adet hastane çıkışı denilen takım (içinde zıbın, tulum, patik gibi bebek için gerekli eşya vardır).
¦ 1 adet battaniye (kışsa, kalın bir battaniye daha gerekebilir).
¦ Hırka ve başlık
NOT: Yakınlarınızın önerisi doğrultusunda aklınıza gelebilecek diğer gerekli malzemeleri de ekleyebilirsiniz.

Normal Doğum, Doğum Anı

Doğum Anı (Mutlu Son)
Bebeğin başı artık rahim ağzına dayanmıştır. Ebe veya hemşireler şişliği görebilirler. Az sonra ıkınmalarla bebeğin başı da görülecektir. Size her söylendiği zaman ıkınmaya çalışın.
Bebeğinizin başı göründüğünde artık ıkınmamanız gerekir. Çünkü baş birdenbire çıkarsa doğum yolunda yırtıklar oluşabilir. Gevşeyin ve kesik kesik soluk alın. Genellikle ilk doğumlarda ya da bebek iriyse yırtığı önlemek için makata doğru bir kesik yapılır.

Bebek, yüzü yere bakar konumda doğar. Bebeğinizin başını elleyebilirsiniz. Başın çıkmasından sonra birkaç sancıyla bebeğin vücudu da kayarak çıkar. Ebe ya da doktorunuz göbek kordonunu kesmeden önce bebeği karnınıza yatırabilir. Solunumu iyiyse onu bağrınıza basabilirsiniz. Solunum sorunu varsa, solunum yolları te­mizlenir, gerekirse oksijen verilir.

Doğumun üçüncü Devresi
Bebeğin doğumuyla başlar ve plasentanın dışarı atılmasıyla son bulur. Kasılmalar devam eder fakat daha ağrısızdır. Plasenta rahim duvarından ayrılır ve vajenden dışarı çıkar.

Ne yapabilirsiniz?
¦ istendiği zaman plasentanın çıkarılması için iterek yardım etmeye çalışın.
¦ Yırtıkların onarılması sırasında sabırlı olun.
¦ Göbek bağı kesildikten sonra bebeğinizi tutup, emzirmek isteyin.
Bu devrede tatlı bir yorgunluk hissedebilirsiniz. Artık işin zor kısmı Hamiştir. Eğer sancılar çok uzun sürmüşse açlık ve susuzluk hissedebilirsiniz. Bazı kadınlarda bu dönemde üşüme olur. Ağır bir âdet kanamasına benzer kanama her kadında görülür. Fakat birçok kadının ilk anda hissettiği, rahatlama duygusudur.

DOĞUM ANINDA EPİZYOTOMİ
Doğum sırasında bebeğin başı vajenden gözükmeye başladığı sırada, vajen dokusu incelir ve çok gergin bir hale gelir. Doktorunuz doğum anında epizyotomi uygulayıp uygulamayacağının kararını şu belirtilere dayanarak vermelidir:
¦ Bebek ,iriyse, prematüreyse, makat gelişi varsa veya uzun süren sancılardan sonra sıkıntıdaysa.

¦ Vajina girişindeki cildiniz (perine) gergin ve yırtılmaya eğilimliyse.
¦ Düzensiz bir yırtığa kıyasla onarılması daha kolay olduğundan G epizyotomi yöntemi yeğlenebilir. Epizyotomi doğum anında vajen çıkışını genişleten küçük bir kesikdir. Yırtık oluşumunu engellediği gibi, ıkınma evresini 15 ilâ 30 dakika arasında kısaltabilir. Her zaman uygu­lanmaz. Genelde ilk doğumlarda ve zor doğumlarda uygulanır.

Uygulaması: Öncelikle lokal anestezi ile epizyotomi yapılacak bölge uyuşturulur. Zaman yoksa anestezi yapılmadan da uygulanabilir.
Bölge aşırı gerilmiş olduğundan siz bunun acısını hissetmezsiniz bile Ağrının en fazla, yani perinenin en gergin olduğu anda vajina girişinin alt bölümüne bir keşi atılır. Doğumdan sonra bu keşi (veya yırtık) dikilir.

Bazı doktorlar epizyotominin doğum sürecine doğal olmayan, büyük ölçüde gereksiz bir teknolojik müdahale olduğunu söylüyor­lar. Keşi, oluşabilecek olan yırtıktan daha büyük yapılacağı ve bunun aşırı kanamaya, doğum sonrası rahatsızlığa sebep olabileceği için uygun görmüyorlar. Epizyotomi yöntemini doktorunuzla doğumdan önce konuşun. Çok gerek görmedikçe yapılmamasını isteyin.

YAPAY SANCI İLE DOĞUM
Bazen doğumun uyarılarak başlatılmasına ihtiyaç duyulur:
¦ Zarlarınız yırtıldığı halde doğum başlamamışsa,
¦ Gebeliğiniz beklenen doğum tarihini aşmışsa,
¦ Sizi ya da bebeğinizi riske sokan yüksek tansiyon, şeker ya da akciğer hastalığı gibi sağlık sorunlarınız varsa, doğum ilaç yöntemi ile başlatılır.
Hastaneden hastaneye değişen bu uygulama birkaç yöntemle yapılır:
¦ Vajinaya rahim ağzını yumuşatacak bir ilaç konulabilir. Bu yöntem özellikle ilk gebeliklerde pek etkili olmaz.

Eğer zarlar henüz yırtılmamışsa, vajen yolu ile yapılan bir muayenede doktorunuz zarları küçük bir iğne ile yırtarak su kesesinin açılmasını sağlar.
¦ En sık kullanılan yöntem de, serum yoluyla rahmin kasılmasını İlip sağlayan hormon verilmesidir. Seruma koyulan ilaçla başlayan sancılar, doğal sancılardan daha güçlü ve sık olabilir.

Sezaryen İle Doğum

SEZARYEN İLE DOĞUM
Eğer bebeğin vajen yoluyla doğması bebek için güvenli değilse sezaryenle doğuma ihtiyaç duyulabilir. Eğer nedenler önceden biliniyorsa planlanarak yapılır. Ya da doğum sırasında acil olarak sezaryene ihtiyaç duyulabilir.

Sezaryen doğumuna aktif olarak katılımınız olmaz. Ancak planlanmış bir sezaryen doğumu varsa ken­edinizi buna hastaneye gelmeden önce hazırlamalısınız. Hem zihinsel, hem de duygusal olarak hazırlanmanız, eşinizin de buna katkıda bulunması, hissedeceğiniz düş kırıklığını en aza indirecek ve cerrahi doğumu olumlu bir şekilde yaşamanıza yardımcı olacaktır. Bu doğum metodu daha az tatmin edici bir metod olarak görülmemelidir.

Bebeğin hangi yolla doğurulduğundan çok, annenin ve bebeğin sağlıklı olması önemlidir.Bölgesel anestezi ve hastane kurallarının serbestleşmesi sayesinde, eşinizle birlikte sezaryen doğumunu izleyebilirsiniz. Bölgesel anestezi varsa, sizinle sezaryeni yapan cerrahlar arasına bir paravan konulur. Böylelikle kanlı bölgeyi görmezsiniz. Bebek doğduğunda dikişleriniz yapıldığı sırada bebeğinizi kucağınızda tutabilirsiniz.

UYGULAMA:
Sezaryenle ameliyat başlamadan önce hemşire sizi hazırlar:
♦ Kasık bölgesini traş eder.
♦ İdrar torbasına sonda yerleştirir.
♦ Kolunuza serum takar.
♦ Anestezi ile uyutulursunuz.
♦ Eğer bölgesel anestezi varsa bedeninizin alt yarısı uyuşmuştur.
♦ Doktorunuz, anesteziden emin olur olmaz karnınızın altına bir keşi yapar. Uyanıksanız, sanki fermuar açılıyormuş gibi
hissedebilirsiniz. Ancak acı duymazsınız.
♦ İkinci bir kesiyle amniyon sıvısı dışarı emilir. Uyanıksanız bir fokurtu sesi duyabilirsiniz.

♦ Sonra bebek elle dışarı çıkartılır. Ameliyatın başlamasıyla bebeğin çıkması arasında yaklaşık 5-10 dakika vardır. Kesinin dikilmesi ise 30-40 dakika sürebilir.
♦ Bebeğin burnu ve ağzı temizlenir. Göbek'bağı kesilir. Bu arada uyanıksanız bebeği kucağınıza almak isteyebilirsiniz.
♦ Doktorunuz plasentayı çıkartıp, yapılan kesileri diker.

AMELİYAT SONRASI
Doğumdan sonra bebeğinizi hemen emzirmek isteyebilirsiniz. Gaz sancılarınızın oluşmaması için doğumdan 6-8 saat sonra yürü­meniz gerekir. Yine de gaz sancılarınız dikişlerinizin ağrımasına sebep olabilir. Size ağrı kesici vereceklerdir. Sezaryenle doğumdan sonra birkaç gün hastanede kalmanız gerekir. Bir hafta sonra da muayeneye gidersiniz. Genellikle kendi kendine eriyen dikişler kul­lanıldığından alınması gerekmez. Erimeyen dikiş kullanılmak zorunda kalındıysa doktorunuz dikişlerinizi almaya çağıracaktır.

Sezaryenle doğum yapıldıktan sonra iyileşme, eskisine göre artık çok daha kolay olmaktadır. Bir haftaya kadar kendinizi daha iyi hissede­bilirsiniz. Hareket etmekle ameliyat yeriniz açılmaz. öksürürken, doğrulurken elinizle ameliyat yerini hafifçe bastırabilirsiniz. Bir haf­talık muayeneden sonra doktorunuz duş yapmanızı söyleyecektir. Bir ay kadar, fazla yorulmamanız gerekir. Yanınızda bir yakınınızın olması, siz yorulmadan bebeğin bakımının yapılması için çok faydalıdır. 3 ilâ 6 ay içinde ameliyat iziniz iyice azalır.

Doğum Sonrası Neler Yapılmalı

DOĞUM SONRASI
En zor anı geride bıraktınız. Artık sizi anne ve baba olarak daha farklı bir yaşantı bekliyor. Bu yaşantıya uyum sağlamanız biraz zaman alabilir. Yaptığınız doğum şekli (zor veya kolay olması, sezaryen veya diğer yöntemlerin uygulanması), doğum sonrası evde gördüğünüz destek uyum sürecinde yaşayacaklarınızı etkiler. 40 gün boyunca lohusa bir kadın olarak günlerinizi geçireceksiniz.

Gerek normal, gerekse sezaryen ile yapılan doğum sonrasında bu 40 günü dinlenerek geçirmeniz gerekir. Fırsat buldukça uyuyun ve imkanınız varsa özellikle ilk hafta bebeğinizin bakımını bir başkasına devredin. Dinlenmeniz, hem kendi sağlığınıza bir an önce kavuşmanız açısın­dan hem de sütünüzün çoğalması açısından önemlidir.

Doğum sonrası, eğer normal doğum yapmışsanız 24 saat has­tanede kalmanız istenecektir. Bebek ve sizin sağlığınız yerindeyse bir gün içerisinde evinize dönebilirsiniz. Sezaryen doğumlarında ise 2 veya 3 gün hastanede kalmanız istenebilir. Hastaneden ayrıldıktan bir hafta sonra muayene için tekrar hastaneye çağırılacaksınız. Hastanede bulunduğunuz ve muayeneye geldiğiniz süre içerisinde doktorunuz rahminizi, memelerinizi varsa dikişlerinizi muayene ede­cektir. Bebek doktorunuz da bebeğinizi kontrol edip size yol gösterecektir. Kafanıza takılan sorularınızı doktorunuza sormaktan çekinmeyiniz.

Doğum sonrasında vücudunuzda olan değişiklikleri bilmeniz ve değişiklikler esnasında yapmanız gerekenleri uygulamanız doğum sonrası ağrılarınızı azaltmaya yarar.

Rahim
Doğumdan sonra rahminiz halen çok büyüktür (yaklaşık 750 gr, hafta sonra ise sadece 60 gr olacaktır). Rahminizin küçülmesi
kasılmalarla birlikte olur. Eğer emziriyorsanız, bu kasılmaları Irrızlrme esnasında daha şiddetli hissedersiniz. Memeden uyarılan refleksle rahim kendini daha çabuk toparlar. Vücudunuzun normale' lönmekte olduğunu hissedersiniz. Bir veya iki hafta içinde bu yaralar geçer. Kasılmalarınız şiddetliyse doktorunuzun önerisiyle yarım saat önce bir ağrı kesici alabilirsiniz.

İdrara Çıkma
• Lohusalığın ilk 24 saati içinde idrar yapmada güçlük yaşayabilisiniz.
• Daha sonra ise sık sık idrara çıkarsınız. Fakat doğumdan 6-8 saat içerisinde idrara çıkmalısınız.
• İdrarınızın gelmesi için Ayağa kalkıp dolaşın.
• Dikişleriniz varsa idrar yapma esnasında yanmaması için, idrarınızı yaparken ılık su dökebilirsiniz.
• İdrar yapmaya çalışırken suyu açın. Su sesi size idrar yapmanız için yardımcı olacaktır.
• Ilık oturma banyosu ya da buz konmuş torba uygulamasıyla idrar yapmaya yardımcı olabilirsiniz.

Bağırsak Hareketleri

Doğumdan sonra birkaç gün büyük abdest yapma isteği duymayabilirsiniz. Anestezi ile doğum yapmışsanız, bağırsak hareketlerinin başlaması zaman alabilir. Bu da sizi rahatsız eder. Dikişlerinizin açılacağı korkusu yaşarsanız psikolojik olarak bağırsak hareketlerinin başlamasını geciktirebilirsiniz. Bağırsak hareketlerini tekrar düzenlemeniz için çaba harcamanız gerekir.

Ne yapabilirsiniz?
♦ ister normal, ister sezaryen ile doğum olsun, doğumdan kısa süre sonra
♦ hemen ayağa kalkıp dolaşmanız, bağırsak hareketlerinizin çalışmasını kolaylaştırır.
♦ Dikişlerinizin açılacağından korkmayın. Dikişleriniz dışkılamayla açılmaz.
♦ Birkaç gün bağırsak hareketleriniz başlamamışsa telaş etmeyin. Bu gibi psikolojik etmenler, bağırsak hareketlerinizin oaşlamasını etkiler.
♦ Bol bol su içip lifli besinler yiyin. Kuru kayısı, armut gibi besinler ve bol sıvı alımınız bağırsak hareketlerinizi hızlandırır.
♦ Tuvalete gitme isteğiniz geldiği anda hiç beklemeyin. Ancak tuvalette ıkın­mayın. Ikınmak dikişlerinizi açmaz ama basurlara sebep olabilir.

Kanama
2 ila 6 hafta süresince vajinal kanamanız olabilir. Başlangıçta kanama açık renkli ve çokçadır. Bir hafta sonra kahverengi, daha sonra "ise açık bir renge dönüşür. Bebeğinizi emziriyorsanız, kanama daha erken bitebilir.
Lohusalık akıntısı denen bu kanama içerisinde sayısız bakteri bulunur. Bunun için bu dönemde temizlik kurallarına titizlikle uymanız gerekir. Hijyenik kadın bağı kullanabilirsiniz. Her kullanım­dan sonra ellerinizi sabunla yıkamalısınız.
Kanamanız çok şiddetli olduğu durumlarda doktorunuza danış­mayı ihmal etmeyin. Doktorunuz rahmin kasılmalarını desteklemek için ilaç verebilir veya başka yöntemler deneyebilir..

Perine (Vajina-Makat Arası) Bölgesinin Bakımı
Normal doğumdan sonra ister dikişli, ister dikişsiz olsun perine bölgesinde ağrı hissedebilirsiniz. Bu bölgenin iyileşmesi zaman alır. Bakımı iyi yapılmazsa perine bölgesi mikrop kapabilir. Hastanedeyken perinenizin kontrolü yapılacak, bu bölgenin bakımı ile ilgili size bilgi verilecektir. Perineyi 8-10 günlük süre ile dikkatli bir bakıma almalısınız.

Ne yapabilirsiniz?
♦ 4-6 saatte bir kanamanız için kullandığınız pedinizi değiştirin, Dışkılama ya da idrar boşaltmadan sonra perine üzerine ılık su dökün veya doktorunuzun önerdiği antiseptik losyon ile temizleyin. Tuvalet kağıdı ile önden arkaya doğru kurulayın.
♦ Perine bölgesindeki yara tamamen iyileşmeden elinizi bu bölgeye dokun­durmayın.
♦ Ilık oturma banyoları veya sıcak kompresler uygulamak sizi rahatlatır.
♦ Yaralı olan bölgenin gerilmemesi için uzun süre ayakta kalmayın veya uzun süre oturmayın.

♦ Gebelik süresince yaptığınız Pelvis kası hareketlerini doğumdan sonra da mümkün olduğunca sık yapmanız, kan dolaşımını hızlandırarak yaranın çabuk iyileşmesine, hem de kas gerginliğinin gelişmesine yardımcı olacaktır.

Gebelik Döneminde Acil Durumlar

Acil Durumlar

Gebeliklerin çoğu hiç sorunsuz ve normal bir şekilde sonlanır. Ama bazen tıbbi yardım gerektiren problemler ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda sakin ve soruna odaklanmış halde olmalı, annenin bu beklenmedik durum karşısındaki duygularını gözetmelisiniz.

Gebeliklerde Acil Durumların Belirlenmesi

Gebelikte acil bir durumla karşılaştığınızı gösteren belirtiler aşağıdaki gibidir:

Vajinal kanama

Alt karın bölgesinde kasılmalar

Yüzde veya parmaldarda şişme

Ciddi ve sürekli baş ağrısı

Baş dönmesi veya bayılma

Bulanık görme veya görüş alanında lekeler

Kontrol edilemeyen kusma

Gebeliklerde Acil Durumlarda Yapılması Gerekenler

Eğer vajinal kanama, karın bölgesinde ağrı veya yaralanma varsa:

1. Hastayı sıcak tutun ve sol yanına yatırın.

2. Kanaması varsa, vajinal bölgeye temiz bir bez veya ped yerleştirin.

3. Hastanın durumu hakkında bilgi verebilecekleri için, kanlı pedleri saklayarak hastayla birlikte hastaneye ulaştırın.

4. Tıbbi yardım isteyin.

Doğum Kontrol Yöntemleri

DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİ
1 Eğer bebeğinizi emziriyorsanız, lohusalık döneminden sonra Adet görmeye başlamanız 3 ila 4 ay, bazı durumlarda daha uzun Olmanızı alabilir. Bebeğinizi emzirmiyorsanız, 4 ila 8 hafta arasında âdet görmeye başlayabilirsiniz. Bu da yumurtlamanın başlaması demektir.

İkinci bir gebelik, yeni doğum yapmış kadın için hiç beklenmedik bir yük olur. Annenin eski gücünü toplaması için en az 2 senenin geçmesi gerekir. Çocuklarıyla daha iyi ilgilenmesi açısından da bu sürenin uzunluğu önemlidir. Hâlâ annesine bağımlı olan ilk çocuğun hemen ardından bir başka çocuğun olması, çocuklarınızın sağlıklı yetişmesi açısından da zordur. Bu riskleri almamak için, doğumdan sonra hamile kalmamanın önlemlerini almalısınız. emzirme döneminde yumurtlama olmayabilir ya da âdet görmeyebilirsiniz. Bu, emzirmenin sıklığına ve emzirme süresinin uzunluğuna göre değişmekle birlikte, emzirmeyen kadınlara göre gebe kalma ihtimali düşünülür. Eğer seyrek emziriyor ve aralarda mama veriyorsanız gebe kalma olasılığınız yüksektir. Yine de emzirme, bir doğum kontrol yöntemi değildir. Gebelikten sonra âdet görmeye başlamadan önce yumurtlama meydana gelebilir. Eğer doğum kontrol yöntemi uygulamazsanız, emzirseniz bile gebe kalabilirsiniz.

Emzirme döneminde doğum kontrol hapları kullanmanız, özel­likle ilk haftalarda sütünüzün azalmasına sebep olacaktır. Bunun için emziren kadınlar doğum kontrol hapı dışında başka yöntemler ara­malıdırlar.
Rahim içi araç (spiral), normal doğum yapan kadınlara 40 gün­den sonra takılabilir. Fakat sezaryen ile doğum yapmışsanız 2 veya 3 ay beklemeniz gerekir. Rahim içi aletin emzirmeye hiçbir etkisi yok­tur.
Bunların haricinde erkeklerin prezervatif kullanması veya geri çekilme gibi doğal yöntemleri uygulaması da doğum kontrol yöntemlerindendir. Doğum kontrol konusunda doktorunuza danışa­bilirsiniz. Sunacağı doğum kontrol yöntemlerinden, size en uygun ve etkili olanı seçmelisiniz.

Doğumdan Sonra Eski Forma Girmek

DOĞUMDAN SONRA ESKİ FORMUNUZA KAVUŞMAK
Hamileliğiniz boyunca 11-12 gibi uygun kilo almışsanız, doğumdan iki ay sonra eski kilonuza geri dönebilirsiniz. Hamilelik boyunca 12 kilonun üzerinde kilo almışsanız, bunları vermek için biraz zamana ihtiyacınız olacaktır. Doğumdan eve döndüğünde hiçbir kadın tığ gibi incelmiş olmaz. Hâlâ şiş bir karın ve 6-7 aylık hamile görüntüsü vardır. Doğumdan sonra rahim hâlâ geniş olduğu için karında bir çıkıntı vardır. Rahmin küçülüp eski şeklini alması ise 6 haftalık bir süre içerisinde olur. Rahim küçülünce karındaki şişlik gider. Fakat hâlâ gevşemiş karın kaslarınız vardır. Bunları eski haline getirmek için de egzersizlere ihtiyacınız vardır.

Emziren annelerin (sütü çoğalsın diye çok fazla yemek yemedik­leri müddetçe), eski formlarına dönmeleri çok daha kolay olur. Emzirme süresince diyet yapmanız önerilmez, fakat yağlı ve unlu besinlerden uzak durarak da sütünüzü artırıcı yiyecekleri fazla mik­tarda yiyebilirsiniz. Karbonhidratlı besinlerden uzaklaşmanız, sizin kilo vermenizi kolaylaştırır.

Her şeye rağmen eski kilonuza dönseniz de, dönmeseniz de pe­rine ve karın bölgesinde yer alan gebelikten dolayı sarkmış kaslarınızı sıklaştırmanız için egzersizlere ihtiyacınız vardır. Doğumdan 24 saat sonra aşırıya kaçmamak şartıyla egzersizlere başlayabilirsiniz. Erken dönemde başlayacağınız egzersizler, sizi yor­mayacak olan yatak egzersizleridir.
Doğumdan 24 saat sonra, pelvis tabanını güçlendirmek için yap­tığınız Pelvis kası hareketlerini yapabilirsiniz. Bu hareket yatakta ve küvette yapılabilir. İdrarınızı yaparken bir miktar tutup daha sonra takarak da perine bölgesindeki kasları güçlendirme hareketi yapabilirsiniz. Pelvis kası hareketlerini sezaryenli iken de yapabilirsiniz.

Doğum Sonrası Hareketler

Derin Soluk Alma:Yatarken ellerinizi karnınızın üzerine koyun. Burnunuzdan derin bir soluk alın ve karın kaslarınızı hissedin. Birkaç saniye öyle durduktan sonra, aldığınız soluğu ağzınızdan verirken karın kaslarınızı sıkın. Dakikada iki veya üç kez olacak şekilde bu alıştırmayı yapın.

Ayak Pedalı:Bu egzersizi de birinci günden itibaren sezaryenli iseniz dahi yap­maya başlayabilirsiniz. Yatarken ayak bileğinizi öne ve arkaya doğru bükün. Her saat başı yapabileceğiniz bu alıştırma, şişmelere iyi gelir ve kan dolaşımını artırır.

Baş Kaldırma:Eğer sezaryenli değilseniz aşağıdaki hareketleri 2. haftadan sonra her gün düzenli olarak yapmalısınız. Cerrahi müdahale ile doğum yapmışsanız, bu tür hareketlere başlamak için doktorunuza danışın.

Mekik Çekme:Sırtüstü yatarak kollarınızı yanlarınıza uzatın. Dizlerinizi, ayaklarınız zemine paralel olarak temas edene kadar bükün. Nefes alın ve karnınızı gevşetin. Yavaş yavaş başınızı zeminden kaldırırken nefesinizi verin. Başınızı indirirken nefes alın. Bu haraket karın kaslarınızın güçlenmesine yardımcı olur.

Bacak Kaydırma:Bu basit egzersiz karın ve bacak kaslarınızın formuna yardımcı olur. Eğer sezaryenle doğum yapmışsanız bu egzersiz, yaranıza fazla bir basınç uygulamaz. Bu egzersizi gün boyunca birçok kez tekrar etmeye çalışın. Sırtüstü yatarak dizlerinizi hafif şekilde bükün. Nefes alın, sağ bacağınızı eğilmiş pozisyondan düz pozisyona getirin. Nefesinizi dışarı verin ve tekrar bacağınızı bükün. Her iki ayağınız da zeminde olduğundan ve gevşek bir halde olduklarından emin olmalısınız.

Gebelik Döneminde Kanser Teşhisi

Göğüs kanserini teşhis etmek bazen kolay olmaz. Çün­kü hamilelik süresince kadının göğsünde meydana gelen değişiklikler, kanser belirtilerini gizleyebilir. Ayrıca bu sıra­da, mamogram gibi bazı standart teşhis araçları bebeğe za­rar verebileceği için kullanılmaz.

Kadının, başka zamanlarda olduğu gibi, hamilelik süre­since de göğsünün normal olduğunu bilmesi önemlidir. Nadir de olsa, hamilelikte göğüs kanseri görülebilir. Dola­yısıyla kuşku uyandıran her kitle, başka zamanlarda oldu­ğu gibi, hamilelik sırasında da araştırılmalıdır. Bebeğe za­rar vermekten kaçınmak için, gerekirse genel anestezi ye­rine lokal anesteziyle biyopsi yapılması en iyi yöntemdir.

Göğüs kanseri teşhis edildiğinde, hamile olan bir kadın için verilmesi gereken bazı zor kararlar vardır. Acilen şid­detli bir tedaviye alınması gereken kadınlann bebekleri bundan zarar görebilir. Tabii, bu kararda bebeğin kaç haf­talık olduğu kadar, kadının olaya bakışı da belirleyici ola­caktır. Kadın, bebeği koruyup tedaviyi hamileliğine uygun hale getirmeyi seçebilir. Bu durumda daha etkili bazı teda­viler, bebeğin doğumundan sonraya ertelenmiş olur.

Hastanın kanseri erken aşamada (I veya II. Aşama), hamileliği ise ilk 3 ayında ise, doktor büyük olasılıkla, lo­kal anesteziyle biyopsi yapılmasını önerecektir. Genel anestezi, bebeğe zarar verebileceği için önerilmez. Eğer mastektomi ve kemoterapi gerekirse, hamileliğin 3-6 aylık döneminde ya da son üç ayında uygulanabilir. Ancak be­beğe hamileliğin her aşamasında zararlı olan radyasyon tedavisi, doğuma kadar verilmez.

İleri aşamada kanseri olan kadınların vermesi gereken çok daha zor bir karar vardır. Böyle bir hasta, hamileliği­nin ilk üç ayı geçinceye kadar tedaviyi ertelemeyi, daha sonra bebeğe zarar verecek kadar şiddetli olmayan ama kanserin tedavisinde de pek etkili olmayan bir kemoterapiyi seçebilir. Tedaviyi bebek doğuncaya kadar tümüyle erteleyebilirse de, bu karar, hastanın hayatını da tehlikeye atabilir. Hasta hangi karan verirse versin, bu koşullarda çok büyük bir manevi desteğe ihtiyaç duyacaktır. Son ka­rar, hastaya aittir.

Tedavi bittikten sonra emzirme hakkında
Hamilelik süresince veya hemen ertesinde kendisine göğüs kanseri teşhisi konan bir kadın, kemoterapi almaya başlayınca bebeğini biberonla beslemek zorundadır çünkü aldığı ilaçlar süte geçip bebeğe zarar verebilir.

Ancak kadının kanser tedavisinden sonra bebeğini emzirip emziremeyeceği, tümörün boyutuna ve seçilen teda­viye bağlı olarak değişir. Küçük boyutlarda ve erken aşa­madaki tümörlerin, kadına emzirme için ihtiyaç duyduğu yapıları bırakması ihtimali, büyük ve ileri aşamadaki tü­mörlere göre daha fazladır. Radyoterapi, hasta göğüsteki lobüllere ve süt kanallarına kalıcı bir zarar verebilir. Yine de tedaviden etkilenmeyen göğüs sağlıklı emzirme için kullanılabilir.

Göğüs kanseri tedavisinden sonra hastalığın nüksetme tehlikeleri
Göğüs kanseri olduktan sonra hamile kalmak, kanserin yayılmasına yol açmaz. Ancak hamileliğin, kanserden ge­riye kalan mikroskobik hücreleri daha hızlı büyütüp bü­yütmeyeceği bilinmemektedir. Eğer kanser çok şiddetli idiyse, pek çok lenf düğümüne geçmiş olabilir veya bazı faktörler mikro metastaz riskinin artmasına neden olabilir. Bu riskler, kanserden sonra bebek yapıp yapmama kararı­nın içindedir.

Doğurganlık ve tedavi
Kemoterapi, erken menopoza dolayısıyla kadının do­ğurganlığını kaybetmesine yol açabilir. Hasta tedaviye başladığında menopoz dönemine ne kadar yakınsa, aldığı kimyasalların âdet döngüsünü durdurma riski o kadar faz­ladır. Ortalama menopoza girme yaşının 51 olduğunu ka­bul edersek, kullanılan ilaçlara bağlı olarak, 45 yaşındaki bir kadın için kemoterapinin hızlandırdığı menopoz riski % 80-90, 35 yaşındaki bir kadın için ise % 15-20'dir.

Kemoterapinin sonucunda hangi kadınların menopoza gireceğini öngörmek kolay değildir, ancak tedaviye başla­madan önce bu ihtimal düşünülmelidir. Karar verme aşa­masında, kemoterapinin kanserin nüksetmesini önlemede ne kadar etkili olduğunu bilmek önemlidir. Doktorun, ke­moterapinin kanserin nüksetme riskini yarıya indireceğini söylemesi oldukça inandırıcıdır. Ancak hastalığın nükset­me riski sadece % 4-5 ise, bu durum, kemoterapinin riski % 2-2,5'a indireceği anlamına gelir. Risk oranındaki fark­lılık, kemoterapinin bazı kadınlar için neye mal olacağını belirlemez.Kay, kendisine I/II. Aşama göğüs kanseri teşhisi konul­duğunda 31 yaşındaymış ve teşhisin ardından gelen mastektomi, kemoterapi ve radyoterapi süreçleriyle oldukça iyi başa çıkmış. Ancak tedavisi yüzünden bir daha hamile ka­lamayacağı düşüncesi onu çok rahatsız etmiş:

Hastalığım süresince bir defa çok fazla üzüldüğü­mü hatırlıyorum, Göğüs rekonstrüksiyonu için plas­tik cerrahla görüşmeye gitmiştim. Cerrah bana bundan sonra çocuk doğuramayacağımı söyledi. Bir süredir bu konuyu araştırıyorum; göğüs ameliya­tımı gerçekleştiren doktor, çocuğumun olabilece­ğini söyledi. Bana kalırsa doktorlar kendilerini koşul­landırıyorlar. Kemoterapinin hastayı mutlaka kısır­laştıracağını düşünmek doğru değil…*

Doğurganlık İlaçları

Tüp bebek yöntemi (IVF) veya yumurtlamayı destekle­mek için kullanılan doğurganlık ilaçlarının güvenilirlik de­recesi ve göğüs kanseriyle “ilişkili olup olmadığı bilinme­mektedir. Ancak 1940'lardan 1960'lara kadar doğurganlığı arttırmak, düşüğü önlemek ya da süt salgılanmasını durdurmak için hastalara verilen DES (diethylstilbestrol) gibi hormonlar ile menopoza karşı hormon takviye tedavi­sinde (HRT) kullanılan hormonların göğüs kanseri riskini arttırdığı ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, doğurganlık ilaçları­nın da aynı etkiyi yaratması olasıdır.

Bir pratisyen doktorla evli olan ve kendisi de anestezi eğitimi alan Polly, üçüncü evrede kanser olduğunu öğrendiğinde 30 yaşındaymış. Kocası da, o da çocuk sahi­bi olmak istiyorlarmış. Ancak yumurtalıkları uyarmak için kullanılan hormonlar, tümörü de uyanp büyümesine yol açabileceği için, tedaviden önce yumurta depolamanın riskli bir iş olduğunu fark etmişler. Polly anlatıyor:

**Beni geçici olarak menopoza sokan bir ilaç olan Zoladex’i almaya başladım. Çünkü henüz hiç ço­cuğumuz yoktu, ayrıca kemoterapi yumurtalıkları­ma zarar verebilirdi. Bir doğum uzmanıyla görüş­tüm. Doktor, bana yapabilecekleri pek bir şey ol­madığını, Çünkü tümör reseptörlerimin fazlasıyla östrojen pozitif olduğunu, dolayısıyla bana kemo-terapiden önce, yumurtalarımı toplamak için uya­rıcı hormon vermek istemediklerini söyledi.

Sonra bir deneme yapabileceğimi söylediler. Eğer kemoterapiye başlarken yumurtalıklarımın iş­leyişini durdurursam, tedavi yumurtalıklarımı pek de etkilemeyebilirmiş. Bir süreliğine her şeyi durdu­up kapatmak bana mantıklı geldi. Şimdi ayrıca tamoksifen alıyorum.**

Embriyoların korunması
Erken menopoz riski taşıyan bazı kadınlar, tedavi baş­lamadan yumurtalarını muhafaza etmeyi düşünmektedir, böylece daha sonra çocuk sahibi olabilirler. Ancak yumur­taların büyümesini sağlamak için, kadına yüksek dozda hormon verme gerekliliği doğmaktadır. Göğüs kanseri te­davisi gören kadınlar için bu riskli bir uygulamadır. İkinci bir sorun da, yumurta toplamanın zaman alması ve genel­likle tedaviyi ertelemesidir.

Doğum Sonrası Cilt Bakımı

Kadınlardaki doğum sonrası depresyonunu ele alırken annenin hayatındaki tüm değişikliklerin yanı sıra değişen hormonlarla birlikte farklılaşan beden yapısının getirdiği etkiler de göz önünde bulundurulmalı.

Kendi bedeninden yeni bir beden oluşturan kadın, bu değişimin farkına vardığında şaşkınlığa uğruyor. Hatta bazen bu değişiklikler kişide panik ve endişeye sebep oluyor. “Hep böyle mi kalacağım” korkusu başlıyor. Ancak uzmanlar, alınacak küçük önlemler ve doğru plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmanın mümkün olduğunu söylüyor.

Doğum sonrasında güzelleşmek için kadınlara şu önerilerde bulunuluyor:

dogumsonrasi1Doğum sonrası ortaya çıkan şekil bozuklukları annede ruhsal ve bedensel etkilelenmelere yol açıyor ve egzersiz gibi tedbirlerle istenen düzelmeler sağlanamıyorsa, uygun plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmak, hatta sonuçta evliliğine de olumlu katkıda bulunmak mümkün.

DERİ ÇATLAKLARI İÇİN

Gebelik döneminden itibaren bebe yağı ve badem yağı ile uygulanacak masajlarla deri çatlaklarını en aza indirilebilir.
Bedendeki değişiklikler her ne kadar yavaş yavaş gerçekleşse de bu değişimin doğum sonrasını daha az etkilemesi için gebelikte gereğinden fazla kilo almamak ve genişleyen deriye yağlı masajlar yaparak kalıcı hasarı azaltmak önerilir.
Bu konuda en çok bebe yağları ve badem yağı önerilir, elbette her gün bir yenisi geliştirilen kozmetik kremleri de uygulamak mümkün.
Özellikle gebeliğe bağlı çatlakların oluşmasını önlemek için gebeliğin başından itibaren derinin esnekliği artırılabilirse oluşacak hasar en aza indirilebilir. Tabii burada derinin özellikleri de önemlidir, çünkü genetik etkiler daha fazla çatlamaya neden olabilir. Yine de yağlı masajdan vazgeçmemek gerek. Sarkmalar bir ölçüde egzersizle giderilebilir. Bölgesel biriken yağlardan doğum sonrasında derhal başlanılan uygun bir egzersiz programı ile kurtulmak mümkün olabilir.

ESTETİK AMELİYAT İÇİN UYGUN ZAMAN

Meme dikleştirme ve karın gerdirme operasyonları için emzirme döneminin üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Bedeni üzerinde bunca değişikliği, dokuz ay gibi kısa bir sürede yaşayan kadın kendine yabancılaşır, bunu doğum sonrasında atlatmayı başaramayan kadınlar bir süre sonra plastik cerrahlardan yardım alabilirler. Bu yardım asla hemen sezaryen sonrasında yapılacak bir karın ameliyatı veya süt verirken yapılacak meme ameliyatları olmamalıdır. Çünkü vücudun bu dönemde verdiği cevaplar estetik amaçlarına uymamaktadır. Bu yüzden ilk bir yılda beklemeleri önemle belirtiliyor. Yapılacak işlemler doğurganlığı, doğurabilmeyi ve emzirmeyi etkilemezler.

DOĞUMUN YARATTIĞI HORMONAL ETKİ

Karın kaslarının gevşemesi ve doğum sonrasında yeterince güçlenmemesi, derinin çatlamış ve gevşek olması, aşırı kilo alımı ile kalçalarda biriken yağlar annelerin en çok şikayet ettiği vücut bölgeleri; daha ilk aylarda “bunlardan nasıl kurtulabilirim” sorusuna cevap aramaya başlıyorlar. Oysa biliniyorki, gebeliğin getirdiği hormonal etki daha en az bir yıl sürecek ve bu süre içinde yapılan girişimlerde istenilen sonuca ulaşılamayabilir. İşte bu yüzden doğum sonrasında çok çok zorunlu olmadıkça anneye cerrahi olarak dokunmaktan kaçınılır. Bu süre annenin bebeğinden arta kalan zamanlarda daha çok egzersiz gibi, cilt bakımı gibi işlemlerle ve sabırla geçireceği bir süre olmalıdır.

KARIN VE BACAK YAĞLARI

İlk bir yıl içinde bu çabalar sonuç vermemişse ve hasta tekrar bir doğum düşünmüyorsa karın ve yağlar için girişimlerde bulunulabilir. Aslında bir sonraki doğumu engelleyen bir durum söz konusu olmasa da cerrahi ile alınacak sonuç yeni bir doğumla bozulacağı için bu durumda ameliyatı pek önerilmez. Bu özellikle karından deri çıkarıp, kas dikilen ameliyatlar ve meme ameliyatları için geçerlidir. “Liposuction” dahi bir yıl geçmeden pek önerilmiyor çünkü deri eski esnekliğine henüz kavuşmamış oluyor. Aspirasyonla yağ alma yöntemi olan liposuction tekrar bir doğum yapılacak da olsa hasta tarafından isteniyorsa karın ve bacak yağları için uygulanabilir.

SİLİKONUN EMZİRMEYE ETKİSİ

Gebelik öncesi gerçekleştirilen silikon protez ve küçültme ameliyatının süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Anneliğin ardından plastik cerrahtan en çok yardım istenen konulardan biri de meme estetiğidir. Kiminde meme, emzirme sırasında çok büyüyebiliyor ve daha sonra eski haline dönmüyor. Bazen de süt verme sona erdiğinde memenin içi boşalarak sarkık bir torbaya dönüşüyor. Memeye estetik açıdan şekil vermek için mutlaka süt vermenin bitmiş olması gerek, bu silikon protez uygulamasında da, küçültme ve kaldırma ameliyatlarında da geçerli.

Emzirme bittikten sonra özellikle hasta başka bir çocuk istemiyorsa ameliyat öneriliyor. Kararsız veya çok sonra bir doğum planlayan hastalarda ise ameliyatlı memenin şeklinin yeni bir gebelikle bozulabileceğini belirtmek gerekir. Uygulanacak silikon protezin ya da küçültme ameliyatının daha sonraları doğumlarda süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Burada belirtilmesi gereken nokta teknik olarak çok büyük memelere uygulanan farklı bir meme küçültme yönteminin zaten doğurganlık yaşındaki hanımlara uygulanmadığıdır.

VAJİNAL ESTETİK

Duruma göre vajinal estetik de önerilebilir. Normal doğum, vajeni de esneten bir olaydır. Zaman içinde buradaki dokular da eski boyutlarına ve esnekliğine kavuşurlar. Kadın Doğum Uzmanları muayenede bu bulguları belirler ve hastanın buna bağlı idrar kaçırma şikayeti varsa yine bu uzmanlık dalı tarafından vajeni daraltma ve mesaneyi asma işlemi gerçekleştirilir. Plastik cerrahlar sadece doğuma bağlı veya doğuştan olan dış genital organ şekil bozukluklarında bazı düzeltmeleri yaparlar.

Vitamin Deposu Besinler

Vücudumuzun önemli hatta olmazsa olmazı diyebileceğimiz ihtiyacıdır vitaminler. Doğada binbir besinde her türlü ihtiyacı karşılayacak vitamin vardır. Eğer tüm besinlerden ölçülü tüketilirse bedeninizin sağlıklı olması için gerekli olan ihtiyaç karşılanır. Öğünlerinizde besin çeşitliliğine önem vermelisiniz. Hangi vitaminlerin hangi besinlerde bulunduğuna bir göz atalım.

besinler-vitamin A Vitamini: Öncelikle göz sağlığı için önemlidir A vitamini ayrıca büyüme-gelişmede de aynı öneme sahiptir. Daha çok yeşil, kırmızı,turuncu yapraklı sebzelerle süt ve süt ürünlerinde bulunur.

B Gurubu Vitaminleri: B Gurubu vitaminleri enerji üretimi, iştah, sinir sistemi ile metabolizmanın düzgün çalışmasını sağlar. Tahıllar, et, süt ve süt ürünleri B gurubu vitaminlerince zengindir

C Vitamini: Hücre hasarını önler, bağışıklık sistemini güçlendirir ve yaraları iyileştirir, bu sebeple C vitamini hergün mutlaka alınmalıdır. Sebze ve meyveler, çilek, tatlı kırmızı biber ve turunçgiller zengin C vitamini kaynaklarıdır.

D Vitamini: Kemikleri ve dişleri güçlendirir. En önemli kaynak güneştir elbette, yağlı balıklarda da az miktarda olsa bulunur.

E Vitamini: Antioksidan özelliği vardır, hücre yenilenmesini sağlar. Üreme hücrelerinin oluşumuna ve sinir sistemi sağlığının korunmasına yardımcı olur. Yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar E vitamini kaynağıdırlar.

K Vitamini: Kanın pıhtılaşmasına yardımcı olur. Yeşil yapraklı sebzeler ve brokolide bol miktarda bulunur.

Bazı mineral kaynakları

İyot: Tiroit bezi fonksiyonları için günlük yeterince alınmalıdır. Deniz mahsulleri ve iyotlu tuz kullanımına önem verilmelidir. Günlük ihtiyacınız için bir çay kaşığının dörtte biri ölçüsünde ki iyot yeterli miktardır.

Demir: Kan hücrelerinin oluşumunu sağladığından önemlidir. Et, sakatat, somon ve ton balığı, baklagiller, yumurta, kuru meyveler, kuru tahıllar, tam taneli tahıllar ve kurutulmuş tahıllar demir kaynaklarıdır.

Kalsiyum: Fosfor, D vitamini, magnezyum gibi vitamin ve minerallerle birlikte işlev görür. Kemik sağlığı ve diş gelişiminde çok önemlidir. Süt ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler, konserve balık ve kuru baklagiller önemli kaynaklarıdır.

Kilo Almanın Yöntemleri

Günümüzde genel olarak kilo vermek isteyen insanların sayısı kilo almak isteyenlerden daha fazla olsa da kilo almak, şişmanlamak isteyenlerin sayısı da küçümsenecek bir rakam değildir.Kilo almak da, kilo vermek de insan vücudu ve sağlığı açısından önemli olduğu için ikisini de normal karşılamak gerekir.

Kilo kontrolü, insanların her yaşta sağlıklı yaşaması için önemlidir. Öncelikle kilo almak demek kısaca,tüketilen kaloriden çok, vücuda kalori almak demektir. Bu da sadece ve sadece yiyerek olur fakat bu hızlı kilo almak için çok yemek tüketmemiz gerektiği anlamına gelmez. Bu sebeple doğru zamanlarda doğru yiyecekleri yemek kilo alma yöntemlerinin en kolayıdır. Kilo almanın yolları zaten genelde çok bilindik gibi görünen fakat ihmal edilen şeylerin yapılmasına dayanır.

Unutmayın dünyada kilo almak istiyorum diyen tek kişi siz değilsiniz. Birçok insan kilo alma ilaçlarıyla, kilo alma programlarıyla, kilo alma diyetleriyle başarıya ulaşmaya çalışıyor. Sorunun çözümü ise sandığınız kadar zor değil,işte size kilo almanızda yardımcı olacak basit birkaç öneri,

Bol kalorili olması şartıyla, Gün boyu 3-5 öğün yemek yemeye özen gösterin Öğün sayısının artırılması hem toplamda alınacak besin miktarını artırır hem de depolamayı artıracağı için kilo almaya yardımcı olacaktır.

Bol bol karbonhidrat, protein alın. Aldığımız kalorilerin çoğunluğunu karbonhidratlar oluşturmaktadır. Proteinli yiyecekler doğal yollardan kilo almanızı sağlayacak en önemli etkenlerden biridir. Sağlıklı kilo alma yöntemlerinin en başında düzenli bir kas yapısı oluşturulması gelir ve bu kas yapısının oluşturulması da bol protein tüketilmesi ve düzenli egzersiz ile olur. Yumurtanın özellikle beyazı,hindi, tavuk ya da yağsız et gibi ürünler seçilmesi yarar sağlar. Yağ oranı az ve bol proteinli ürünler işe yarar çünkü kas çalışırken kandaki şeker bitince proteinler kasların yapısında kullanılmaya başlar ve istediğimiz kilo alma olayı da böylece gerçekleşecektir.

Spor denilince sadece zayıflamak ve formda kalmak için yapılan bir aktivite gibi düşünülse de düzenli bir spor hayatı bütün hayatı düzenlediği gibi kilo almak isteyenlerin de vücudunun dengeye ulaşmasını sağlamaktadır. Bunun için bir fitness başlamanızı ve düzenli olarak devam etmenizi öneriyoruz. Alınan besinlerin tamamen yağ şeklinde depolanması kiloyu dengesiz olarak almanıza sebep olacağı için ileride şu an içinde bulunduğunuz durumdan çok daha kötü durumlara düşmenize sebep olabilir.Kilo almaktan kastımız dengesiz bir vücut yapısına sahip olmak değildir. Orantılı ve sağlıklı kilo almaktır amacımız bunun içinde düzenli egzersiz olmazsa olmazdır.

Egzersiz sırasında vücuttaki karbonhidratlar öncelikli olarak kullanıldığı için en çok tüketilmiş olan karbonhidratları geri almak önemlidir. Yapılan her spordan sonra karbonhidrat açısından zengin basit ürünler tüketin.
Bol bol su tüketin. Su temel besin maddisidir. Eğer kilo almak istiyorsanız yemek yerken su içmemeye özen gösterin.Kilo vermek isteyenlere tavsiye edilir yemekle birlikte su tüketilmesi. Yemekle beraber alınan su iştahı kestiğinden yemek yeme miktarını azaltır.

En iyi kilo alma yöntemlerinden biriside Yo Yo Diyetidir. Dört gün boyunca yüksek kalorili olan besinler, yiyecekler tüketin, kalorili bir diyet yapın, son üç gün süresince daha çok kalori içeren yiyecekler tüketin. Bu durum kilo vermek isteyenlerin başına sık sık gelen bir olaydır. Zayıflamak için diyet uygularken, birden kendilerini kaybederler, ve inanılmaz bir şekilde çok yemeye başlarlar, kendilerini durduramazlar. Fakat bu yöntemi siz bilinçli yaparsanız yöntem başarıyla sonuçlanacaktır.

Geceleri uyumadan 1-2 saat önce yemek yiyip yatarsanız, hareket etmediğimiz için metobolizmanız yavas hareket eedeceğinden ,aldıgınız kalorileriniz daha az harcanacak ve doğal olarak daha çok kilo alabileceksiniz.

Biraz daha fazla sodyum (tuz) alın. Bu vücudunuzda suyu tutmayı sağlayacaktır. Bununla birlikte kaslarınızda artışa geçecektir.

İştah artırıcı maddelere önem verin.nane, kimyon gibi baharatlar iştah açıcı özellikleriyle bilinir. Yemeklerle beraber bunların tüketilmesi işer yarar. Polen iştah açıcı özelliği sebebiyle zayıflık sorununda kullanilabilir.

Kırmızı et diğer et türlerine nazaran daha fazla kilo aldırır. Ancak sürekli tüketmek yerine arada sırada tüketmek daha yarar sağlayacaktır.

Eczanelerden Protein ve aminoasit içeren içecekler temin edebilirsiniz. Sütün içerisine ufak parçalara ayrılmış şekilde hurma da koyabilirsiniz. Saglıklı günler.

Doğal Olarak Zayıflatan Bitkiler

Kilo sorunu olan kadınlara o kadar çok alternatif sunuluyor ki kadınların da kafası iyice karışmış durumda. Bu konuda yoğun sorularla karşılaştık biz de www.kadinlarsitesi.com olarak en doğru zayıflama yöntemlerini araştırmaya karar verdik. Dr. Ender Saraç’tan Prof. Dr. Ahmet Maranki’ye varana dek hepsinin görüşlerine başvurduk. Yoğun araştırmalarımız sonunda gördük ki en doğru zayıflama yöntemleri yine doğada bulunuyor. İşte en etkili doğal zayıflama yöntemleri aşağıda:

LAHANA’NIN MUCİZE ETKİSİ

• Hanımlar içinde lahana çorbası olarak bilinen bu sebze çorbalı diyet, mucizevi bir biçimde 1 haftada tam sekiz kilo vermenize yardımcı oluyor.

• Kimi diyetisyenler bu kadar kısa sürede kilo verilmesine karşı olsa da henüz hiç bir diyet uzmanı bu kadar kısa sürede kilo verdiren bu diyetten kadınları vazgeçiremiyor.

Bu diyeti eğer yapacaksanız kendinizi çok fazla yormamaya, bol miktarda su içmeye ve ekstra vitamin almaya özen göstermelisiniz.

Lahana nasıl zayıflatıyor?

• Beyaz lahananın `aquaretik` özelliği vardır. Yani; bitkiler genellikle diüretik oldukları için vücuttan hem su hem tuz atarken, beyaz lahana ise tuz dengesini bozmadan yalnız su atar.

• Bu da vereceğiniz kiloların kalıcı olmasına yardım eder. Menopoz ve regl dönemlerinde değişen hormon dengesizliği için beyaz lahana kürü mükemmel bir takviye olabilir.

Uyarı: Emziren annelerin bebeğiniz sütten kesilmeden zayıflama kürü veya benzeri kürleri uygulamaları sakıncalıdır.

Lahana diyeti için Özel çorba tarifi

Malzemeler
5 tane taze soğan
1- 2 adet taze domates ya da domates konservesi
1 büyük beyaz lahana
2 adet yeşil salça biberi
1 demet maydanoz
1 tane kereviz

Yapılışı: Tüm sebzeleri ufak ufak doğradıktan sonra çorba olacak biçimde su ilave edip düdüklü tencerede pişirin. Ardından isterseniz blenderdan geçirerek krema kıvamına getirebilirsiniz.

Beyaz lahana diyeti :

1. gün
Dilediğiniz kadar meyve (muz hariç) ve özel lahana çorbası

2. gün
Dilediğiniz kadar sebze (baklagiller hariç) ve özel lahana çorbası

3. gün
Dilediğiniz kadar sebze, meyve ve özel lahana çorbası

4. gün
5 tane muz, 4 bardak süt ve özel lahana çorbası

5. gün
300 gr. kırmızı et(haşlama veya ızgara) , 6 tane domates, özel lahana çorbası

6. gün
Dilediğiniz kadar yağsız kırmızı et(haşlama veya ızgara), özel lahana çorbası

7. gün
Esmer pirinç, Dilediğiniz kadar sebze, meyve suyu ve özel lahana çorbası

5'i BİR YERDE ZAYIFLAMA DİYETİ

Dr. Ender Saraç’dan 5'i bir yerde zayıflama çayı tarifi şöyle;

Malzemeler:

1 tatlı kaşığı Mate yaprağı
1 tatlı kaşığı Biberiye
1 tatlı kaşığı Kekik
1 tatlı kaşığı Funda yaprağı
2 tatlı kaşığı Yeşil çay

Hazırlanışı : Bir litre kaynar suya malzemeleri koyduktan sonra kaynatmadan yirmi dakika demlendirin.Daha sonra süzerek ister sıcak olarak ister soğuk olarak, isteğe göre içine biraz limon sıkarak tatlandırıp içebilirsiniz. Üç gün içerisinde kilo farkını ve etkisini hemen göreceksiniz

Hangi bitki, ne işe yarıyor?

Mate yaprağı: Bütün dünyada obezite tedavisinde kullanılan mate çayı, yağ emilimini engelleyerek vücuttan su atımını kolaylaştırıyor. Her yaşta insanın rahatça kullanabileceği bitki, iştahı kapatarak zayıflamaya yardımcı oluyor.

Yeşil çay: Son yıllarda kullanımı bir hayli artan yeşil çay, vücutta biriken toksinleri atarak sindirimi kolaylaştırıyor.

Funda yaprağı: İyi bir böbrek çalıştırıcı ve idrar sökücü olan yaprak, bu özelliğiyle zayıflamaya yardımcı oluyor.

Biberiye: Yağ eritici ve hazım kolaylaştırıcı bu bitki, vücutta biriken toksinleri atarak ideal bir kiloya kavuşmanızı sağlıyor.

Kekik: Halk arasında yaygın olarak kullanılan kekik, sindirimi kolaylaştırarak vücuttaki fazla suyu atarak kilo vermenizi sağlıyor.

VÜCUT YAĞLARINI ERİTEN ÇAY FORMÜLÜ

Sabah akşam için yağlardan kurtulun

Malzemeler:

2 avokado yaprağı, bir tutam mısır püskülü, kiraz sapı, yarım tatlı kaşığı rezene tohumu,
2-3 yaprak sinameki,
4-5 adet saplarıyla birlikte maydanoz

Hazırlanışı: Malzemeler bir bardak suya konularak 2-3 dakika kaynatılır. Çay demlendikten sonra süzülerek içine ince bir dilim limon konur.

Şekersiz olarak sabah ve akşam günde iki kez uygulanır. Ancak bitkisel çay ne çok aç, ne de çok tok içilmelidir.

ZAYIFLATAN BİTKİ ÇAYI

Malzemeler:

1-2 adet avakado yaprağı
1 çay kaşığı yeşil çay
1 tutam kiraz sapı
1 tutam mısır püskülü
1 çay kaşığı rezene tohumu

Hazırlanışı : Malzemeleri 1 su bardağı kaynar suya koyduktan 1-2 dakika kaynatın ve hafifçe fokurdadıktan sonra 3-4 dakika demlenmeye bırakın.

Şeker veya tatlandırıcı eklenmeden sadece çok ince bir dilim limonla günde 2 veya 3 fincan içilebilir.

GÖBEK YAĞLARINI ERİTMENİN YOLU

Karın bölgesindeki yağlar eritilmesi en zor yağlardandır bu nedenle öncelikle bu bölgedeki yağları eritmek için mutlaka her gün düzenli olarak spor yapın,

Bunun için bir spor hocasından yardım da alabilirsiz. Böyle bir şansınız yoksa doğru hareketleri öğrenip belli bir periyotta uygulamanızı tavsiye ediyoruz.

Doğal takviye olarak:

1 çorba kaşığı limon suyu,
1 çorba kaşığı susam yağı,
1 çorba kaşığı biberiye yağı ve
1 çorba kaşığı okaliptüs yağını karıştırın
Bu doğal karışım ile karın bölgenize dairesel hareketlerle masaj yapın

TERE TOHUMU METABOLİZMAYI CANLANDIRIR

Tere tohumu belirli bir süre sabah aç karnına kullanıldığında başta tiroid hormonu olmak üzere genelde metabolizmayı uyarıcı bir etki gösterebilir ve metabolizmanın canlanmasına yardımcı olabilir.

Tere tohumunun tadı şiddetli buruk acıdır. Çekirdek halinde değil de öğütülmüş olarak almak daha uygundur.

Püf noktası:

Tere tohumunu balla karıştırın. Üzerine sıcak su için

1 tatlı kaşığı tere tohumunu , tadı çok buruk olduğundan 1 veya 2 küçük kahve kaşığı iyi,kaliteli bir balla karıştırıp yemek daha uygun olur.Tere tohumunu sabah aç karnına yuttuktan sonra üzerine bir fincan da sıcak su içmek etkisini artırarak emilimine yardımcı olur.

Tere tohumu ülkemizde yetişen,pahalı olmayan,doğal bir bitkidir. Tere tohumu kadar olmasa da yeşil,taze tere yapraklarının da kısmen canlandırıcı etkisi olabilir.

Önemli Uyarı:Aktif mide ülseri, kanaması ve mide rahatsızlığı olanlara tere tohumunun buruk acı tadı daha da rahatsız edici gelebilir.Bu kişilerin tere tohumunu dikkatli kullanmasını öneririm

TOKSİN ATICI KOZMİK SALATA TARİFİ

Prof. Dr. Ahmet Maranki toksin atmak için kozmik salatanın çok yararlı olduğunu ,mutlaka yemeklerden önce yenilmesi gerektiği görüşünde. Tarifi de şöyle veriyor;

Toksin atıcı Kozmik salata tarifi:

Malzemeler: Lahana, Maydanoz, Ispanak, Tere, Roka, Kırmızıturp, Havuç, Kuru soğan, Limon

Hazırlanışı: Tüm malzemeyi doğradıktan sonra üstüne limon ve nar şerbeti ilave edin.

Bu kozmik salatayı maksimum fayda sağlamak için yemeklerden önce yemeye önem verin.

ZAYIFLATAN DOĞAL BİTKİ ÇAYI TARİFİ

Prof. Dr. Ahmet Maranki ‘den zayıflamaya yardımcı bitki çayı tarifi:

Malzemeler:

30 gr ayrık kökü,
30 gr arpa,
30 gr mısır püskülü

Hazırlanışı: Malzemeleri 1 kilo suya koyarak 10 dakika kaynatın, soğutulduktan sonra süzün.
Balla tatlandırılabilir veya limon sıkılır. 1 günde tüketilmesi gerekir. Bu karışıma 20 gr da kiraz sapı ilave edilebilir.

Zayıflatan Besinler

Yaz geldi sayılır, kadınların kabusu fazla kilolar can sıkıntısı yapmaya devam ediyor. Biz de hanımların bu sıkıntısını ortadan kaldıracak yöntemleri araştırmaya devam ediyoruz.

Amerika’da yayımlanan bilimsel bir tıp dergisinde en çok zayıflatan on besin tespit edildi. Zayıflatma etkisi en iyi olan yiyecekler ve vücutta bıraktıkları etkiler şu şekilde

Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması nedeniyle proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.

Greyfurt: Metabolizmanın hızlı çalışmasını sağlıyor, vücut direncini artırıyor.

Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçinde bulunan lif, vitamin ve mineraller aracılığı ile kolesterolün düşmesine katkıda bulunuyor.

Salatalık: Lif yönünden oldukça zengin bir besin olması nedeniyle tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu.

zayıflatan yiyecekler

Nar: Hormonları dengeliyor. Bu özelliği nedeniyle kilonuzu kontrol etmeniz daha kolaylaşıyor. Buna ek olarak kuvvetli bir antioksidan.

Adzuki fasulyesi: Fasulyeler içinde en az yağ oranına sahip. Vücutta daha fazla suyu tutuyor.

Brokoli: Lif ve C vitamini deposu. Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere çok iyi geliyor. Hazmı kolaylaştırıyor.

Elma: Hafif tatlı, bağırsakları çalıştırıyor.

Kiraz: Yumuşak bir müshil etkisi yapıyor ve kilo veremeye yarıyor.

Yulaf: Tokluk ve şişkinlik hissi veriyor. Bir küçük kase lapası vücutta 3 kase su tutmaya yardımcı oluyor.

Sağlıklı Zayıflama

Sağlıklı Zayıflamanın Püf Noktaları:
Kilo kaybındaki esas hedef sağlığın kazanılması olmalıdır.Kilo kaybederken iç organlarımıza zarar vermememiz gerekir.Öncelikle kişi neden kilo alıyor bunun nedeni bulunmalıdır.

Toplumda herkes şişmanlığın nedenini fazla yemek yemek olarak bilir.Asıl soru kişinin neden fazla yemek yediğidir.Kişinin fazla yemek yemesine neden olan ve metabolizmasını yavaşlatan birçok hastalık vardır.Bunların başlıcaları insülin direnci,tiroit bezlerinin az çalışması, böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması,vücutta kansızlık ve vitamin eksiklikleri kişide şişmanlamaya neden olabilir.Zayıflamak isteyen kişi öncelikle yapması gereken şey metabolizması doğru çalışıyor mu çalışmıyor mu doktora başvurarak öğrenmelidir.

Bununla beraber hastalıklar belirlendikten ve tedavisi başladıktan sonra kişiye özel,hayata boyunca sürdürebileceği beslenme eğitimi verilmelidir.Diyetteyim yada diyette değilim diye ikiye ayırmamak gerekir.