26 Ocak 2008 Cumartesi

Topuklu Ayakkabı Mı Giyiyorsunuz ?

Uzun ve sivri burunlu ayakkabı, tırnak batması, tırnaklarda şekil bozukluğuna ve bir çok bacak rahatsızlığına neden oluyor.

Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanları beş santimetreden yüksek topuklu ayakkabı giymenin uzun dönemde ayakta şekil bozukluklarına yol açtığını belirterek, bu sorunları şöyle sıraladı: Vücut biyomekaniğinin bozulmasıyla ayak, ayak bileği, diz ve omurgada ağrıya neden olur. Uzun ve sivri burunlu ayakkabı, tırnak batması, tırnaklarda şekil bozukluğu yapar. Vücut ağırlık merkezinin öne kaymasıyla diz ve bel, bacak kaslarında kısalma ve kasılmalar sonucu bacak ağrıları ortaya çıkabilir.

19 Ocak 2008 Cumartesi

Türkmenistan'ın İlk Tüp Bebekleri

Dünyanın İlk Tüp Bebeği Anne Oldu

16 Ocak 2008 Çarşamba

En Çok Yaptırılan Estetikler Hangileri ?

Gelişen tıp ve teknolojiyle birkaç seansta cildi gençleştirip bölgesel fazlalıklardan kurtulmak hayal değil. Formsante estetikte yeni yöntemleri sıraladı

1. PPX -Mavi ışık
Mavi ışık olarak da bilinen PPX yöntemi özellikle bir türlü giderilemeyen akneler ve akne izlerine yönelik uygulanıyor. Yöntem cildi uyararak kendisini tedavi etme mekanizmasını harekete geçiriyor.
NASIL UYGULANIYOR? PPX Sisteminde önce kişiye özel başlık ile cildin uygulama yapılacak olan bölümü vakumla yukarı çekiliyor, sivilce içindeki iltihabın ve aynı zamanda dolmuş gözeneklerin boşaltılması sağlanıyor. Vakumun ardından verilen mavi ışık enerjisi ise sivilcenin bulunduğu alanı temizliyor. Bu uygulama sonunda sivilceler iki ila beş gün arasında hızla kuruyor ve cildin iyileşme mekanizması harekete geçiyor.
KULLANIM ALANLARI: Yöntemin başlıca kullanım alanı bir türlü giderilemeyen akneler. PPX yöntemi hem aktif akneler için hem de izler için kullanılıyor.


2. Palamor Starlux 500
Bu yöntemde uzman ekip tarafından kişinin ihtiyaçlarına göre özel bir tedavi programı belirleniyor ve her program için farklı cihaz başlıkları kullanılıyor. Aslında yöntem, yüz germe ve cilt gençleştirme dışında çatlak tedavisinden epilasyona kadar pek çok işlemin yapılmasına de imkân tanıyor ancak özellikle yüz bölgesinde üstün bir performansa sahip olduğu söyleniyor.
NASIL UYGULANIYOR? Cihazın başlığı problemli bölge üzerinde gezdiriliyor ve cildin alt tabakalarına ışınlar gönderiliyor. Bu ışınlar bu bölgede cildin kendi kendini iyileştirme mekanizmasının harekete geçmesini sağlıyor ve kolajen üretimini tetikliyor. Böylece cilt daha sıkı, gergin ve lekesiz bir hal alabiliyor, işlem ihtiyaca göre 2-10 seans arasında uygulanabiliyor.
KULLANIM ALANLARI: Akne izinden yüz gençleştirmede, vücut çatlaklarında, doğum sonrası karın ve basenlerde oluşan sarkmalarda kullanılıyor.

Bölgesel fazlalık ve yağlara karşı

1. MLS-Hipoosmalar lipotomi
Hipoosmalar lipotomi, yağları yontarak şekillendirme anlamına geliyor. Vücutta biriken ve şekil bozukluklarına yol açan yağ dokusunu şekillendirmek, selülitleri azaltmak ve yok etmek üzere tıp dünyasında kullanılıyor.
NASIL UYGULANIYOR? Birinci adımda, MLS sistemindeki bilgisayar kişiye özel bir hipoosmolar sıvı formülü elde ediliyor, ikinci adım olarak bu sıvı, yağlı bölgeye enjekte ediliyor. Şişen yağ hücreleri, cilt dışından MLS sistemine özel bir ultrason yardımıyla patlatılıyor ya da sıvılaştırılıyor. Üçüncü adımda da, sıvılaşmış yağ, özel tekniklerle hücre dışına atılıyor.
KULLANIM ALANLARI: Karın, bel çevresi, basen, kollar, bacaklar, gıdı, sırt ve ayak bileklerindeki fazla yağlara karşı kullanılıyor, işlem genellikle 1-3 seans uygulanıyor.


2. Smart Lipo
Özellikle ABD’de yaygınlaşan bu yöntem, liposuction işlemine alternatif olarak gösteriliyor. İşlemin en önemli özelliği, uygulamasının oldukça basit olması ve cerrahi işlem sınıfına girmemesi.
NASIL UYGULANIYOR? İşlemde, saç telinden biraz daha kalın kanül, uygulama yapılacak bölgeye sokuluyor. Bu kanülden lazer ışığı çıkıyor ve o bölgedeki yağ hücrelerinin zar bütünlüğünü bozuyor. Eriyen yağlar, işlemden belli bir süre sonra vücut tarafından emilebiliyor.
KULLANIM ALANLARI: Yüz, bilekler, kollar ve gıdı da dahil olmak üzere vücudun her noktasına uygulanabiliyor. Bu yöntem tam olarak bir ameliyat kabul edilmediği için ameliyatın risklerini da taşımıyor. Tek seansta, diğer yöntemlerde olduğu gibi fazla miktarda yağ alınamadığı için fazlalığı çok olan hastalarda tercih edilmiyor.

Nezle-Grip Olunca Ne Yapmak Gerekir

Kulak burun boğaz uzmanı Doç. Dr. İsmail Özdemir, nezle veya gribe yakalananların bol su içmesinin ve tuzlu suyla gargara yapmasının günleri daha ağrısız ve dinç geçirmelerini sağladığını bildirdi.

Doç. Dr. Özdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeterli sıvı alınmadığında bakterilerin üremek için daha uygun ortam elde edeceklerini ve bu bakterilerin de sinüzit, bronşit gibi yeni hastalıklara davetiye çıkaracağını söyledi.Grip veya soğuk algınlığı geçiren kişiye en çok su, meyve suyu, ılık ballı limonlu su ve tavuk veya et suyu öneren Özdemir, vücudun su kaybını artıran alkol, kahve, kafein içeren diğer içecekler ve asitli içeceklerden uzak durulmasını önerdi.

Bol su içmek ve tuzlu gargara yapmak gerekiyor
Vücudun yeterli suyu almaması durumunda, boğaz kuruluğu ve ağrı şikayetlerinin artacağını ifade eden Doç. Dr. Özdemir, tuzlu su ile gargara yapılmasının, kişinin ağrı ve kuruluk şikayetlerini büyük ölçüde azaltacağını kaydetti.Özdemir, hastalık sürecinde nefes alamama ve tıkanıklığın da kişiyi çok rahatsız ettiğini, yan etkisi bulunmayan okyanus suyu ve benzeri spreylerin hastayı rahatlatacağını ifade etti.

Doç. Dr. Özdemir, grip virüslerinin soğuk ve kuru havaları sevdiğini, klimalar, elektrikli sobalar nedeniyle çoğu hastanın yeterli nem bulunmayan ortamlarda kaldığını, bu nedenle ortamın nemlendirilmesi gerektiğini söyledi.Aşırı nemli ortamların özellikle astım hastaları için uygun olmadığını ifade eden Doç. Dr. Özdemir, şöyle konuştu:

"Ortamdaki nemin yüzde 40-50’yi geçmemesi gerekir, nemin fazlası da azı gibi zararlıdır. Ayrıca kış aylarında geçirilen her rahatsızlıkta çözüm antibiyotiklerde aranmamalı. Antibiyotik soğuk algınlığı tedavisine yardımcı olmadığı gibi, gereksiz alındığında vücudun ilaca direnç kazanması nedeniyle daha sonra gerçekten kullanılması gereken durumda istenilen etkiyi sağlamayabilir." Uzman doktor Bahattin Ertekin de soğuk algınlığı, nezle ve grip olan kişilerin, hatalı ilaç kullanımı nedeniyle kimi zaman sağlıklarını ciddi ölçüde tehlikeye soktukları uyarısında bulundu.
İçindeki etken madde nedeniyle burun ve genizdeki ödemi azaltıcı ilaçları kalp ve tansiyon hastalarına önermediklerini belirten Ertekin, halk arasındaki temel yanlışın tüm soğuk algınlıklarını gribal enfeksiyon olarak kabul etmek olduğunu söyledi.
Gribal enfeksiyonun yüksek ateşle seyrettiğini kaydeden Dr. Ertekin, parasetamol içeren ilaçların yine aynı maddeyi içeren soğuk algınlığı ilaçları ile kullanılmasının da sakıncalı olduğunu kaydetti.

Ertekin, şu bilgileri verdi:
"’Bilinçsiz kullanılan ilaçlar karaciğer yorgunluğuna ve tahribatına yol açıyor. Bakteriyel enfeksiyonun söz konusu olduğu durumlarda antibiyotik kullanılır. Bunun dışında soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiğin yeri yoktur. Kış boyunca yaygın olarak görülen bu hastalıkların en etkin tedavisi dinlenmek, bol sıvı tüketmek ve kalabalık yerlerden uzak durmak. Yüksek ateş durumunda mutlaka doktora başvurulmalı."

15 Ocak 2008 Salı

Göğüslere Estetik Etkisi Yapan Kremler ve Bakım Yöntemleri

Diri, dik ve güzel göğüsler; tıpkı genç kızlık yıllarınızın ilk başındaki gibi... Bu şimdi size sadece bir hayal gibi geliyor, estetik operasyonlar cesaret mi istiyor? Bizse, kozmetik dünyasının yeni sürprizleri göğüs bakımı kremlerine bir bakın diyoruz. Çünkü içlerinde, dikleştirenlerin yanı sıra göğüs büyütenler bile var!

Sorun bir değil ki! Bin tane. Fazla kilolar, selülitler, çatlaklar, istenmeyen tüyler ve bir de deforme olmuş, sarkmış göğüsler. Evet, zamanla göğüslerin sıkılığını ve diriliğini yitirerek sarkması kadınların güzelliğini tehdit eden başlıca sorunlardan birisi. Ne yazık ki, bu sorunu nadiren rastlanır diye tanımlamak pek mümkün değil Yağ ve süt bezlerinden oluşan göğüslerin yapısında onları dik tutan kaslar yok. Ve yer çekiminin yanı sıra, sık sık kilo alıp verme, emzirme ve yanlış sutyen kullanma gibi faktörlerin de etkisiyle göğüsler dik ve sıkı görünümlerini kolaylıkla kaybedebiliyor.

Söz konusu göğüslerde deformasyon olduğunda, pek çok kadının aklına ilk gelen bir estetik ve plastik cerrahi uzmanına başvurmak olabiliyor. Tabii ki, burada hedef göğüsleri toparlayacak ve dikleştirecek bir operasyondan faydalanmak ya da silikon protezlerle göğüsleri büyütmek ve onlara yeni bir form kazandırmak. Ancak hemen radikal bir operasyon kararı almak ve bıçak altında yatmak cesur kadınların işi. Peki, operasyon geçirmeyi düşünmeyen yine de daha dik göğüslere sahip olmak isteyen kadınlar ne yapmalı? Bu soruya krem sürmeli yanıtının verilmesi belki ilk başta hiç de inandırıcı gelmeyebilir. Oysa kozmetik sektörünün bu soruna yönelik ürettiği krem ve sprey tarzındaki ürünler, son birkaç senedir gerçekten iddialı bir şekilde kullananları mutlu ediyor. Enstitülerde yapılan özel bakımları da unutmamak gerekiyor. Bu bakımlar da, birkaç seans sonunda göğüslerde gerçekten fark edilebilir sonuçlar yaratılabiliyor...

13 Ocak 2008 Pazar

Hepatit B Riskini İhmal Etmeyin

Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği tarafından düzenlenen ve yarın başlayacak "Hepatit C Güncelleme" sempozyumunda, Hepatit C virüsüne bağlı gelişen akut ve kronik hepatitler ele alınacak.

Dernekten yapılan yazılı açıklamada, The Marmara Oteli’nde 2,5 gün sürecek sempozyumun başkanlığını Memorial Hastanesi Gastroenteroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Çakaloğlu’nun yapacağı ve toplantıda Hepatit C virüsünün yanı sıra hekimlere yönelik şiddet eylemleri ve hekim haklarının da konuşulacağı kaydedildi.

Önemli ölçüde kronikleşerek ciddi karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserine kadar ilerlemesi ve sonunda yeni bir karaciğer gerektirecek kadar ciddi tablolara yol açması kadar sinsi seyretmesi, klinik belirti vermemesinin de Hepatit C hastalığını farklı ve önemli kıldığı vurgulanan açıklamada, dünyada yaklaşık 180 milyon kişinin Hepatit C virüsü taşıdığına işaret edildi.

Her 100 kişiden 85’inde virüsün kronikleştiği ve bunların yüzde 20’sinde 20 yıl içinde siroz geliştiği ifade edilen açıklamada, Türkiye’de Hepatit C hastalarının gerçek sıklığının bilinmediği kaydedildi. Hastalık konusunda Türkiye açısından bazı önemli noktalar bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, virüsün bulaşma yolları ve hastalık konusunda uzmanlar tarafından toplumu bilinçlendirme çalışmalarının yeterince yapılamadığı bildirildi. Hastalığın başlıca kan yoluyla bulaştığı belirtilen açıklamada, şöyle denildi:

"Ülkemizde belki de önemsenmeyen, ancak toplumun alışkanlıkları ya da güncel bir deyimle trendlerine bağlı olarak gerçekleşebilecek adeta göz ardı edilen bulaşma yolları mevcuttur. Bunlar arasında hasta kanının bulaştığı iyi sterilize edilmemiş ya da hiç sterilizasyon görmemiş aletlerle yapılan manikür, pedikür, dövme, hacamat, ustura ile traş olma, kulak delme, akupunktur ve sünnet sayılabilir."

Sağlık çalışanlarının da Hepatit C konusundaki bilgilerinin yeterliolmaktan uzak olduğu ifade edilen açıklamada, "Hepatit C virüsü,ülkemizde önemli bir sağlık sorunu. Sosyal, psikolojik ve ekonomik boyutlarıyla tüm sağlık kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin ortak çalışmasını gerektiren bir durum" denildi.

12 Ocak 2008 Cumartesi

İnce Görünmek İçin Neler Yapılmalı

Bir iki kilonun lafı bile olmaz, ben hilelerimle onları yok ederim” dedirtecek harika önerileri mutlaka uygulamalısınız.

“Amaan bütün kış diyet yaptım, bari tatilde rahatça istediğimi yiyeyim” rehavetine kapılmış olabilirsiniz. Tamam kabul! Ama bir davete gideceğiniz sırada ya en beğendiğiniz kıyafetinizin içine sığamazsanız? Ya da kilolarınızla balık eti kıvamında yaşamaya bünyeniz alışsa da ruh sağlığınızı korumak için aynada kendinizi ince görmek istiyorsanız... Üstelik dergilerde fotoshop mucizesiyle “sıfır beden” kadınlar sinirinize de dokunurken! İnsanın böyle zamanlarda bir yerlerde düğmeye basıp “tıss” diye sönüp bir deri bir kemik kalası geliyor. Ama nerdee! Boşa kürek sallamayalım boş lakırdıyla. Gereksiz hayıflanmalar ve afaki hayaller yerine size cebinizde saklamalık pırlanta gibi önerilerimiz var.

Saç şeklinizden kıyafetinizdeki detaylara, bitki çayı kürlerinden makyajınıza kadar küçük hilelerle nasıl daha zayıf görünebileceğinizi derledik bu yazıda. Bu tavsiyelerle emin olun birkaç kilo daha zayıf görüneceksiniz! E hadi abartmamak kaydıyla, çıldırtan dondurmalar, meyveli alkollü kokteyller ve iştah kabartan barbekülerin tadına bakmak için izniniz var. En azından ince görünmenin incelikleriyle içiniz biraz rahat olsun!

İşte tepeden tırnağa zayıf görünme formülleri!
Saçların kesimine dikkat
• Katlı kesilmiş saçlar, yanakları iki taraftan kısmen kapatarak toplu yüzlerin daha ince görünmesini sağlar.
• Perçem şeklinde alına düşen kakül, yüzü boy olarak kısalttığı için daha toplu gözükmesine neden olur. Oysa ki kaküllerinizi iki yandan geriye doğru fönlediğinizde, yüzünüzü enlemesine dar ve ince gösterirsiniz.
• Unutmayın ki saç ne kadar kabarıksa etrafını sardığı yüz o kadar küçük görünecektir. İyisi mi dolgunlaştırıcı şampuanları yazın banyonuzdan eksik etmeyin.
• Saçta değişik renk tonlarının yaratacağı hareket, yüzlerin yuvarlaklığını, yanakların tombulluğunu kamufle edecektir. Tatile çıkmadan önce iyi bir kuaföre uğrayıp, saçınızın açık tonlarından hareketli dokunuşlar kazandırın.

DİKKAT!!! Uzun uzun salınan saçlar havalı görünebilir ama unutmayın ki uzun saç ağır olacağı için kendini sönük bir şekilde aşağı bırakacaktır. Saçınızın hacimli durmasını sağlamak için, özellikle kesimi katsızsa, boynu omuz hizasından daha uzun tutmamalısınız.

Makyajla hatlarınızı belirginleştirin
• Koyu rengin ince gösterdiği gerçeğinin yüzünüz için de geçerli olduğunu unutmayın ve her şeyden önce teninizi bir şekilde brozlaştırın. Bu sıcak yaz günlerinde pek zor olmasa gerek!
• İnce yüz demek kemikli yüz demektir. Dolayısıyla birkaç makyaj hilesiyle yüzün kemiklerini vurgulamak gerekiyor. Bunun için elmacık kemiklerinin alt kısmına koyu bir fondötenle gölge düşürebilirsiniz. Tam kemiklerin üzerine de açık renk bir allık uygulayıp iyice belirginleşmesini sağlayın.
• Makyaj yapmadan yarım saat önce yüzünüze uygulayacağınız buz kopresi, yüzünüzdeki şişkinlikleri indirmeye yardımcı olacaktır.

DİKKAT! Gözün içine çekilen siyah kalem gözleri küçük gösterdiği için yüzün geri kalan kısmını daha da ortaya çıkartır. Gözün etkisini artırmak için gözün içine beyaz renk uygulamalısınız.

Duruşunuz 3 kilo fark ettiriyor
• Her şeyden önce dik durmayı bedeninize öğretin. Başınızdan bir iple yukarı doğru çekildiğinizi hissedin ve yürüyüşünüze bu duyguyu adapte edin.
• Karnınızı içeri çekip omuzlarınızı geride tutarak yürüyün. İnanın bu yeni yürüyüşün etkisi vereceğiniz üç kiloya bedel.

DİKKAT! Fotoğraf çektirirken başınızı yukarı kaldırmak yerine aşağı doğru eğin. Yüzünüzün daha ince çıktığını göreceksiniz. Ayrıca kolları vücudunuza yapıştırarak daha tıknaz resim vereceğinizi unutmayın.

Kalçalara etek kamuflajı
• Kıyafet seçiminde dikkat etmeniz gereken ilk nokta güvendiğiniz yerinizi ön planda tutmaktır. İnce bacaklarınız varsa mini etek giyebilir, göğüs dekolteniz güzelse derin v yakalı üstler giyip dikkati oraya doğru çekebilirsiniz. Böylelikle kusurlu bölgeleriniz ister istemez göze batmayacaktır.
• Geniş kalçaların gizli silahı eteklerdir. Kalkıp da mini etek giyin demiyoruz elbette ama uzun ya da diz hizasındaki etekler basenlerdeki fazlalıkları belirsizleştirip bilakis J.Lo. havasında seksi bir kalça görüntüsü yaratacaktır.
• Basen problemi olup “yok ben pantolon rahatlığından vazgeçmem” diyorsanız da size uzun boru paça pantolonları tavsiye ediyoruz. Kalçayı sımsıkı saran pantolonlar yerine kalçanın şeklini ele vermeyen boru paçalar sizin için ideal olacaktır.
• İri desenli, beyaz renk, jarse kumaş üst bölgesi kalın olanlar için gerçek birer düşman. Göbekli vücutlar koyu renk ve çok dar ve ince kumaşlı olmayan üstlerle kamufle edilmeli. Ama boyuna çizgili bir elbisenin sizi olduğunuzdandaha ince göstereceğinizden emin olabilirsiniz.
• Yüksek belli pantolonlar göbekli vücutlarda göbeği daha da ortaya çıkartır. Düşük beller zaten göbeği kapatamaz bile. Bu durumda tercih etmeniz gereken ikisinin ortasında bir bel kesimi olacaktır. Bunu da pantolonun ağ dikişinden itibaren karışınızla ölçebilirsiniz. Ağdan belin bittiği yere kadar bir tam karış mesafesi varsa beli uygundur!
• Etek olarak pilili değil kloş ya da dar etekleri seçmelisiniz. Pilili etekler olduğunuzdan kilolu gösterecektir.
• Beliniz kalınsa kemerinizi belin çok az altında biraz da bol bir şekilde tutmanızda yarar var. Bu şekilde göbeğinizi kemerin üstünden ya da altından çıkartmak yerine tam altında gizleyecek şekilde kamufle etmiş olursunuz.
• Dolgu topuklar çok moda olmasına rağmen tıknaz bir görüntüye neden oluyor. İnce topuklu ayakkabılar her zaman daha zarif ve ince bir duruşa sahip olmanızı sağlar.

Acil çözüm
• Bitkisel çayların bol miktarda tüketilmesi vücutta biriken toksinlerin atılmasını kolaylaştırır. Her gün bitki çayı karışımından en az 4 bardak için. Bitki çayı: Porselen demlik içerisinde 1 tatlı kaşığı adaçayı, 1 çay kaşığı biberiye, 2 adet funda yaprağı, 1 tutam ardıç tohumu, 1 tutam mısır püskülü, mersin yaprağı ve kiraz sapı, 2 poşet yeşil çay, 1 poşet elma çayı, çubuk tarçın, 3 adet kurutulmuş elma kabuğu, 2 adet tane karanfil 10 dakika sıcak suda demleyin. Süzün, 1 dilim limon ekleyip, şekersiz için. Bu tonik dışında; papatya, nane, mate, rezene, ısırgan, ekinezya, melisa, kara hindiba çayları da tercih edilebilir.
• Kafein içeriği yüksek olan kahveler, çay, gazlı içecekleri hiç tüketmeyin.
• Baharatlar stimule edici, canlandırıcı etkileriyle fasting programlarına yardımcıdırlar. Özellikle taze zencefil, kimyon, biberiye muskad, ve kişniş tohumunun güçlü toksin atıcı etkilerinden faydalanılmalıdır.
• Mevsim meyvelerinden aşırı olmamak kaydıyla tüketmeye gayrat edin.
• Bitki suları, probiyotik yoğurt ve sebze çorbalarını sık sık tüketmeyi de ihmal etmemelisiniz.

11 Ocak 2008 Cuma

Erken Menepoz Belirtileri ve Nedenleri

Kadınlarda adet kanamalarının kırk yaşından önce kesilmesi erken menepoz olarak adlandırılır. Nadir olarak görülen bu durumda yumurtalıklar fonksiyonunu sürdürmez ve adet kanamaları biter. Erken menopozda tedavi çok önemlidir. Çünkü erken menopoz vakalarında kemik erimesi problemi erken yaşlarda başlayarak geriye dönüşü olmayan ciddi kemik zayıflıklarına neden olur. Bu yaşlarda adet kanamalarının kesilmesi ; ani kilo kaybı, aşırı egzersiz, stres, kürtaj veya diğer cerrahi girişimler sonrasında rahim içinde oluşan yapışıklıklara bağlı olarak da görülebilir. Ani adetten kesilme durumlarında östrojen hormonun azalmasına bağlı kemik kayıpları görülebileceğinden mutlaka hekime baş vurulması gerekmektedir.

Erken Menapozun sebepleri nelerdir?

Cerrahi menopoz;Ameliyat ile iki yumurtalığı birden çıkartılan kadınlarda erken cerrahi menapoz görülür. Bu kadınlarda cerrahi sonrasında östrojen ve progesteron hormonlarının düzeyi düşer ve menopoza ait yakınmalar başlar.Rahmin alınması veya yumurtalık kistlerinin çıkartılması sırasında yumurtalıkları besleyen damarlar zarar görürse, yumurtalıklardaki foliküller dejenere olur, yumurtalık fonksiyonları bozulur ve erken menopoz başlar.Zaman geçirmeden engel yok ise hormon replasman tedavisine başlanmalıdır.

Otoimmun bozukluklar;Son zamanlarda yapılan çalışmalar otoimmün bozuklukların erken menopoz vakalarının üçte ikisinden sorumlu olduğunu göstermiştir. Otoimmün hastalıklarda bağışıklık sistemi kendine ait olan bazı dokuları yabancı gibi algılayarak kendi dokularına karşı antikor üretir ve bu dokulara zarar verir. Erken menopoz vakalarında yumurtalıklara, endometriuma veya yumurtlamayı düzenleyen üreme hormonlarına karşı antikorlar üretilir. Bu antikorlar üreme organlarına zarar verir ve yumurtalık fonksiyonları bozulur. Otoimmün bozukluğa bağlı erken menopoz vakalarında tiroid bezinin bozuklukları, diabet (şeker hastalığı), romatizma gibi diğer otoimmün hastalıklar da görülür.

Kanser tedavisi;Kanser tedavisi için radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi (ilaç tedavisi) görenlerde yumurtalıklar etkilenir ve erken menopoz görülür. Yumurtalıkların gördüğü zararın derecesini kanserin tipi, tedavinin süresi, kullanılan ilaçların tipi ve dozu, radyasyon tedavisinin uygulandığı bölge belirler. Yumurtalıklar veya üreme organlarının bulunduğu pelvik bölgeye uygulanan tedavi yumurtalıkları kalıcı olarak etkiler. Düşük dozda yapılan ve kısa süreli olan tedavilerde geçici menopoz görülebilir.Işın tedavisinde yumurtalıkları korumak için çaba göstermek gerekmektedir.

Meme kanseri tedavisinde kullanılan tamoksifen östrojen reseptörlerine bağlanarak östrojenin etkisini engeller ve östrojen eksikliği erken menopoza yol açar.

Irsi faktörler;Ailede erken menopoza giren kadınların olması erken menopoz görülme riskini arttırır.Menapoza girme yaşı anne veya ablanın menapoza girme yaşı ile yakından ilgilidir.

Yaşam tarzı ve enfeksiyonlar;Sigara içen kadınlarda menopoz daha erken başlar. Sigaranın östrojen düzeyinin düşmesine neden olarak erken menopoza yol açabilir. Alkol fazla alındığında östrojen düzeylerini düşürür ve adet sikluslarının düzeni bozulur,sonuç olarak erken menopoz riski oluşur. Bazı viral enfeksiyonların yumurtalıkları etkileyerek erken menopoza yol açtığı da düşünülmektedir.

Stres;Stres bir çok hastalık gibi erken menopoza da sebep olmaktadır.Fakat yalnız başına erken menopoza sebep olmaz ,diğer faktörlere yardımcı olur.

Türkiye Tüp Bebek Cenneti

10 Ocak 2008 Perşembe

Sivilce ve Akne'yi Arttıran Nedenler

Aknelerin tedavisi uzun sürebilir. Bu süreçte sabırlı olmak ve doktorunuzun önerilerini uygulamak yüz güldürücü sonuçlar getirir.

Dermatolog Dr. Yıldız Dizdaroğlu Özden’le konuşuyorduk, check up sırasında benlerin kontrol edilmesinin ne kadar önemli olduğunu. Hakikaten benlerdeki değişiklikler çok önemli. Bu nedenle kısa aralıklarla kişilerin benlerini kontrol etmesi ve herhangi bir değişiklikte muhakkak doktorlarına göstermeleri melanom adı verilen bir tür cilt kanserinin erken teşhisi için çok önemli. Bu kendi kendine kontrol dışında, yılda bir kez de doktorunuzun benlerinizi incelemesinde büyük yarar var. Tabii insan dermatologla konuşurken, konu açıldıkça açılıyor. Özellikle gençlerin büyük derdi olan akne’ye geldi konu. Dr. Yıldız’dan rica ettim bana anlattıklarını şöyle detaylı bir şekilde sizler için de toparlamasını, işte anlattıkları.

Akne, deri gözeneklerinin tıkanarak, sivilceler ve iltihaplı, enfeksiyonlu apselerin oluştuğu, sık görülen bir cilt bozukluğudur. Hormonlar, derinin yağ salgısı ve derideki bakteriler arasındaki bir etkileşimden dolayı, daha çok gençlerde görülür. Gençlerin yüzde 80’inde en azından hafif derecede akne vardır, çünkü ergenlik çağında derideki yağ bezleri daha aktiftir ve daha fazla yağ üretilir. Onlu yaşlardan sonra, çoğunlukla düzelme olur ama birçok erişkin kadında, adet dönemlerinden önceki günlerde akneler yine ortaya çıkar.

Çikolata akneyi artırır mı?
Genellikle deri gözeneklerinde kurumuş yağ, deri döküntüleri ve bakteriler birikerek, tüy köklerinden çıkan cilt yağının gözeneklerden çıkmasını engelleyen tıkaçların oluşumuna yol açar. Yağ ve ölü deri, cildin gözeneklerini tıkadığında akne başlar. Akneler çeşitli şekillerde görülür. Siyah veya beyaz başlı, kırmızı ve uçsuz, ağrılı, kist şeklinde olabilirler.

Tıkalı gözeneklerde bakteriler gelişir ve yağların bir kısmını parçalayarak, deride daha fazla tahrişe neden olurlar. Tahriş akne olarak bilinen lezyonları oluşturur. Aknedeki enfeksiyon ve tahriş artarsa, apse oluşabilir.

Çikolata veya yağlı yiyecekler akneye neden olmaz. Genel olarak besinlerin akne oluşumu üzerinde etkisi yoktur, sadece kişisel hassasiyetler görülebilir. Kuşkulanılan yiyeceklerin birkaç hafta yenilmemesi ve daha sonra tekrardan diyete eklenmeleri, yiyeceklerin gerçekten akne oluşumunda etkili olup olmadığının anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Sivilce Sıkmak Sivilceyi Kötülüleştirir
Akneler hamilelik sırasında geçebilir veya kötüleşebilir. Stres akneye yol açmaz, ama mevcut olan akneyi şiddetlendirebilir. Akne genellikle kış aylarında kötüleşir, yaz mevsiminde deniz ve güneşin olumlu etkisi ile hafifler. Gözenekleri tıkamaya sebep olabilen yağlı kozmetik ürünler, akneli ciltlerde tablonun ağırlaşmasına neden olabilir. Dolayısıyla akneli ciltlere uygun kozmetikler kullanmanız çok önemlidir. Eğer ailenizde yağlı cildi olan varsa, sizde de akne olabilir.

Akneler yüzeysel olabilir. Bazen de, iltihaplı sivilceler derinin altına uzanarak ve yırtılarak daha büyük apseler oluşturup, irin dolu kistlere sebep olarak, derin akneleri meydana getirirler. Bu derin akneler ciltte iz bırakabilirler. Sivilceleri sıkmak veya açmaya çalışmak, yüzeysel akneyi kötüleştirerek, enfeksiyon ve iltihabı artırabilir.

Akneyi kontrol altına almak için öncelikle cilt temiz tutulmalıdır. Cilt günde bir ya da iki defa, tahrişe neden olmayan bir sabunla ya da özel akne solüsyonu ile yıkanmalıdır. Sivilceler fırçalanmamalı ve sıkılmamalıdır. Bu onları kötüleştirebilir ve izlere yol açabilir. Anti-bakteriyel sabunların ek bir yararı yoktur. Deriyi soyan sabunlar ise derinin kuruluğunu artırabilir. Sıcak su kompresleri yağ tıkaçlarının yumuşamasına yardımcı olur. Aknesi olan kişiye doktoru, haftada bir veya iki kez, tercihen steril bir iğne veya bir özel spiral çıkarıcı ile yağ tıkaçlarının nasıl dikkatli bir şekilde temizlenebileceğini gösterebilir. Sivilce, ancak irin topladıktan sonra, uzmanı tarafından steril iğne ile açılmalıdır.

Akne izleri nasıl giderilir?
Aknelerin sebep olduğu skarların, yani ciltteki izlerin azaltılması için, çeşitli cilt tedavileri vardır. En iyi tedavinin ne olduğu ve nasıl uygulanacağı skarların şiddetine bağlıdır. Bazen skar dokusunun alınması veya kollajen uygulanması gerekebilir. Kollajen maddeler, altındaki deriyi dolgunlaştırarak, çukurlu bir skarı düzleştirebilir. Peeling veya özel lazer cihazları ile de scar tedavisi uygulanabilir. Özellikle son yıllarda bu konuda ciddi ilerlemeler oldu, neyin size yararlı olup olmayacağını doktorunuza danışın, bilinçli bir şekilde bu gelişmelerden yararlanın.

9 Ocak 2008 Çarşamba

Hamilelikte Demir Eksikligi

Demir eksikliğine bağlı kansızlık Türkiye'de başta hamileler olmak üzere kadınları tehdit ediyor
Ülkemizde hamile kadınların yarısından fazlasında demir eksikliğine bağlı kansızlık görülüyor. Araştırmalara göre Karadeniz bölgesinde gebe 10 kadından 9'unda demir eksikliğine bağlı kansızlık görülüyor. Marmara-Ege bölgelerinde yüzde 66 olan demir eksikliği oranı Akdeniz'de yüzde 75 düzeylerinde.

En büyük kayıp adet döneminde yaşanıyor
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Engin Oral, ülkemizde hamileler başta olmak üzere demir eksikliğine bağlı kansızlığın kadınları ciddi biçimde tehdit ettiğini söylüyor. Kansızlığın gebelerde düşük kilolu bebek doğumuna, erken doğum, bebek düşükleri ve anne ölümüne yol açtığını anlatan Oral, sık gebe kalanlar, doğumda çok kan kaybedenler, çok genç yaşta gebe kalanlar ve 35 yaş üstü gebelerin başlıca risk grubunda bulunduğuna dikkat çekiyor.

Doğum sonrası süt verme döneminde annelerin ilave demir almalarının gerekliliğini vurgulayan Oral, tüm kadınlarda demir kaybının en çok adet döneminde yaşandığını belirtiyor. Kadınların adet döneminde kaybettiği demir kaybını telafi edebilmesi için yaklaşık 25 günlük demir takviyesine gerek olduğuna işaret eden Oral, şu bilgileri veriyor: "Demir eksikliğine bağlı kansızlık için, daha çok rahim içi araç kullanan, adet dönemi uzun süren, miyomu, polipi olan ve adenomiyozisli (rahim içi tabakanın rahim duvarına yerleşmesi) kadınlar risk grubu oluşturur. Bu durumda demir eksikliğinin erken belirtileri olarak halsizlik, gün boyu süren yorgunluk, iştahsızlık ve çarpıntı göze çarpar. Tedavide dışarıdan alınan demir preparatlarının yanı sıra emilimi daha fazla olduğu için hayvansal gıdalar açısından zengin diyete ağırlık verilmeli."

8 Ocak 2008 Salı

Hamile Kalmak İçin Cinsellik

Kolay gebe kalmanın cinsel ilişki sıklığı ile bir orantısı olduğunu veya herhangi bir sayı belirtmenin bir anlamı olduğunu söylemek doğru değil.Bu kişiden kişiye değişmekte, bazıları bir deneme ile gebe kalabilmekte, bazı kadınların ise defalarca denemeleri gerekmektedir.

En önemli faktör ne kadar sıklıkla cinsel beraberlik değil ne zaman?Tabii ki muhtemel yumurtlama tarihinde.İkinci önemli faktör eşinizin spermlerinin kalitesidir.Eğer eşinizin spermlerinde bir problem yoksa gün aşırı ve bir kez cinsel ilişki tavsiye edilmektedir.

Beklediğiniz yumurtlama tarihinden 5 gün öncesini kapsayan tarihte ilişkiye girmeyin.Muhtemel yumurtlama tarihinden bir gün önce başlamak üzere spermler iyi ise gün aşırı 6 gün süre ile ilişkiye girin .Bu şekilde hamile kalma şansını en yüksek ihtimalle yakalarsınız.Son adet tarihinin ilk gününden itibaren 12-14-16. günlerde cinsel ilişkiye girmek gebe kalma olasılığınızı arttıracaktır.

Dikkate alınması gereken bir husus da eğer bu şekilde planlı yaşayacağınız cinsel beraberlik stres altında ve ‘bir ev ödevi’ şeklinde kendinizi rahat hissetmeden oluyorsa artan stres hormonları gebe kalmanızı zorlaştıracaktır, aklınızda bulunsun.En geçerli teori en muhtemel günlerde cinsel ilişkiye girmektir.Tabii ki bu ‘en muhtemel’ günde hayatınıza renk katmakta ve kendinizi rahat hissetmekte yarar var.

6 ay düzenli korunmasız cinsel ilişkide bulunulduğunda gebelik elde edilmediğinde doktorunuzla bağlantıya geçin.

Hamile kalmak için uygun cinsel pozisyonlar hangileridir?
Spermin vajina içinde en uzun süre kaldığı pozisyonlar gebe kalmak için en uygun olanlardır.

Misyoner pozisyonunda (erkeğin üstte olduğu) ilişki sırasında ve sonrasında 1 saat süre ile belinizin altına yastık koyarak rahim ağzınızın spermleri daha kolay ve daha uzun süre ile tutmasını sağlarsınız.Fakat yastığın aşırı kalın olmaması gerekmektedir.

Diz dirsek pozisyonundaki beraberlik hamile kalmak için en uygun şekildir. Bu şekildeki bir beraberlikten sonra da sırt üstü yatarken belinizin altına 1 saat süre ile uygun kalınlıkta bir yastık koyun.

Ayakta,oturarak veya kadının üstte olduğu pozisyonlar spermin vajina dışına akışını hızlandırdığı için gebe kalmak için uygun şekiller değildirler.

Hamilelikte Vücut Bakımı

Uzmanlar uyarıyor: 'Bayan vücudu hamilelik sırasında diğer zamanlardan daha fazla bakım ister'

Hamileliğin bayanın hayatında hem fizyolojik hem de psikolojik olarak önemli bir dönem olduğunu söyleyen Bursa Zübeydehanım Doğumevi Başhekim Yardımcısı Özer Kutlu, bayan vücudunun hamilelik sırasında diğer zamanlardan daha fazla bakım istediğini belirtti.

Hamile bayanların bu dönemde bedenlerine gösterdikleri ilginin, hem sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmelerini hem de doğum sonrasında vücudun eski haline kolayca dönmesini sağladığını ifade eden Kutlu, şunları söyledi:

"Bayan vücudu hamilelik sırasında diğer zamanlardan daha fazla bakım ister. Bu yüzden bayanlar hamilelik döneminde vücut temizliğine ve bakımına gerekli ilgiyi göstermelidir. Ancak bunu yaparken de çok dikkatli olunmalı. Gebelik sırasında günlük yıkanma alışkanlık haline getirilmelidir. Çünkü bu dönemde ter bezleri normalden fazla çalışır. Yıkanırken kullanılan su 37-38 derece olmalıdır. Aşırı sıcak su hamileler için zararlıdır. Ayrıca banyo süresinin 15 dakikadan fazla olmamasına dikkat edilmelidir. Aksi takdirde kanama geçirme riski artar."

Kutlu, hamilelerin banyo yaparken, hiçbir zaman kapıyı kilitlememelerinin, hatta evde kimse olmadığı zamanlarda banyo yapmamaya özen göstermelerinin önemli olduğunu vurguladı. Hamilelik döneminde cildin sağlıklı bir şekilde nefes almasının önemli olduğunu kaydeden Kutlu, "Bu yüzden bu dönemde yatmadan önce makyaj mutlaka temizlenmeli, yüze ellere besleyici krem sürülmelidir" dedi.

Gebelik döneminde saçlara istenilen şekli vermenin her zamankinden daha zor olabildiğini anlatan Kutlu, bu dönemde parlaklıklarını, canlılıklarını yitiren saçların sık sık yıkanması ve saç tipine uygun bakım yapılmasının sorunu büyük ölçüde gidereceğini vurguladı.

Kutlu, el ve ayak tırnaklarının gebelik sırasında donuk renk aldığını ve kolayca kırıldığını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Tırnakların katmanlarının ayrılmaması için güçlendiricili parlatıcılardan kullanabilir. Hamile bayanların tükürüklerinde bulunan ve diş minelerini etkileyen maddeler, bu dönemde diş çürümelerine sebep olur. Ayrıca dişlerin sağlamlığında rol oynayan flor maddesi de yeterince sağlanamaz. Bu nedenle hamilelik döneminde hiçbir ağrı duyulmasa bile diş doktoruna düzenli olarak gidilmelidir. Arada sırada dişleri antiseptikle çalkalamak da mikropların dişlerde yuvalanmasını önleyecektir."

7 Ocak 2008 Pazartesi

Dış Gebelik Nedir ?



Yumurtalık yolu içinde oluşan gebeliğe dış gebelik denir. Laporoskopi denilen yöntemle delikler açılarak yapılabildiği gibi normal sezeryan şeklindede yapılabilir.
Gebeliğin gelişimi sırasında tüpün yırtılması ile oluşan kanamayı önlemek için bu dış gebelik sonlandırılmalıdır. Ameliyatla tüpün ve gebelik mahsülün alınması ( Salpingectomie ) gerekebileceği gibi sadece gebelik ürününü almak ta ( Linear salpingostomie) mümkün olabilir.
Ameliyat acil olarak genel anestezi altında yapılır ve 30-60 dakika kadar sürer. Ameliyat genelikle karına 3 adet delik açılarak laporscopie ile yapılabildiği gibi açık operasyon şeklinde de yapılır. Hastahanede ortalama 2 gün kadar kalınır.

Ayak Bakımı Nasıl Olmalıdır ?

Kış boyunca kalın çoraplarla botların, çizmelerin içine gizlenen ayaklar, yazın gelmesiyle özgürlüklerini ilan ettiler. Bu sene de açık ayakkabılar, sandaletler, terlikler o kadar güzel ki... Bu durumda ayaklar ayrı bir özen istiyor. Mesele sadece güzellik, şıklık da değil.

Tüm ağırlığımızı taşıyan vücudumuzun bu ağır işçilerine iyi bakmamız lazım. Ayak bakımı artık başlıbaşına bir sanat ve bir sektör halini aldı. Şimdi pudralar, spreyler, arındırıcı maskeler, pastiller, özel masaj aletleri gibi çok sayıda ayak ürünü var.

NEMLENDİRİCİ AYAK SPREYİ: Oriflame'in ayak spreyi özellikle uzun süre kapalı kalan ayaklar için öneriliyor. Gün boyu ayakkabıya hapis kalan ayakları taze ve kuru tutan sprey ayak sağlığının korunmasına yardımcı oluyor. İçindeki bitkisel maddelerle terlemeyi önlerken ayak tabanlarını nemlendirmeyi de ihmal etmiyor. Fiyatı 19 YTL.

ÖLÜ HÜCRELERİ TEMİZLEYEN ARINDIRICI: Ayakları ölü hücre ve kirlerden arındıran bu jel ayak banyosundan sonra kullanılmak üzere tavsiye ediliyor. Oriflame ürünü olan arındırıcı jel 12.20 YTL.

DEODORANLI AYAK PUDRASI: Ayaklarda gün boyunca oluşan kokuları engelliyor, ayakların ayakkabı içinde rahat durmasını sağlıyor. Ayakları kuru tutan ve tahriş olmalarını da önleyen hoş kokulu ayak pudrası Oriflame'de 7.10 YTL

AYAK MASAJ ALETİ: Rowenta Fitspa Ayak Masaj Aleti, suyun soğumasını yavaşlatarak yorgun ayakları rahatlatmak için kullanılıyor. Titreşimli masaj aletinin yarattığı köpük etkisi ile ayaklar gevşiyor. Refleksoloji masaj tekniğini uygulayan alet ayaktaki 60 refleks noktasını uyararak toksinleri kaldırıyor. Fiyatı 120.800 YTL

NANE FERAHLIĞI VEREN SPREY: Serinletici ve kokuları giderici etkisi olan Body Shop'un ayak spreyi ayaklara mentollü yapısıyla nane ferahlığı veriyor. Yorgun ayaklar için iyi bir ürün. Fiyatı 21 YTL.

LAVANTALI BESLEYİCİ KREM: Lavande Essentielle Besleyici Ayak Kremi kolay emilen yağsız ve ayak derisini yumuşatan bir formüle sahip. Özellikle ayak tabanı ve parmak aralarındaki sertlikleri yumuşatan krem Yves Rocher'de 24.50 YTL.

DİNLENDİRİCİ PASTİL: Yves Rocher'in bu ürünü, ayak banyosuna eklenerek kullanılıyor, dinlendiriyor, ferahlatıyor. Banyo sırasında ayakların yumuşamasını hızlandırıyor. Fiyatı 24.50 YTL.

RAHATLATICI YAĞ: Rahatlatıcı ayak yağı masaj sırasında, saf olarak da ayak banyosunda suya karıştırılarak kullanılıyor. Yves Rocher'nin çıkardığı ürün ayakları nemlendiriyor, yorgunluğu alıyor, yumuşatıyor. Fiyatı 32.40 YTL.

AYAKLAR VE BACAKLAR İÇİN CANLANDIRICI JEL: Lavantalı canlandırıcı jel sadece ayaklara değil bacaklara da sürülüyor. Yorgun bir günün ardından dinlendiriyor, deriyi canlandırıyor. Masaj jeli olarak da kullanılıyor. Yves Rocher'nin bu ürünü 32.40 YTL.

DİNLENDİRİCİ AYAK BANYOSU: Ayaklara ferahlık ve serinlik veren banyo ürünü yorgun ayaklar için ılık suya dökülerek uygulanıyor. Avon'un dinlendirici ayak banyosu ürünü 14.20 YTL.

PÜRÜZSÜZLEŞTİRİCİ KREM: Avon'un pürüzsüzleştirici kremi ayakları ölü hücrelerden temizliyor ve ayakta oluşan sertlikleri, pürüzleri gideriyor. Ayak banyosundan sonra kullanılması tavsiye ediliyor. Fiyatı 16.40 YTL.

TOPUK YUMUŞATICI KREM: Nemlendirici kremle birlikte kullanılan topuk yumuşatıcı kremle tüm ayağa masaj yapılabiliyor. Ayak derisini yumuşatarak topuklarda kuruluktan ötürü oluşan çatlakları onaran krem Avon'da 19 YTL.

KOKU GİDERİCİ SPREY: Ayaklarda sıcaktan ve dış etkenlerden dolayı oluşan kokuları önlemeye yardımcı olan sprey kuru ayak üzerine sıkılarak uygulanıyor. Avon'da 19 YTL.

Rahim Kanserine Karşı Aşı

Rahim kanserine karşı aşılı önlem
İki büyük ilaç firmasının geliştirdiği, 12 yaşındaki kızlara yapılacak aşının rahim ağzı kanserinden ölümleri yüzde 75 oranında azaltması bekleniyor...

İLAÇ firmaları, rahim ağzı kanserinden ölüm oranının, 12 yaşındaki kız çocuklarına uygulanacak bir aşıyla yüzde 75 oranında düşürüleceğini açıkladı. İngiltere'deki 2 büyük ilaç firması, GlaxoSmithKline (GSK) ile Merck, ilk rahim ağzı kanseri aşısını üretmek için yarışa girdi. Cinsel yolla bulaşan rahim ağzı kanseri aşısının, henüz cinsel ilişki yaşamadıkları için en çok 12 yaşındaki kız çocukları üzerinde etkili olacağı belirtiliyor.

DAHA çok birden fazla seks partneri bulunan kadınlarda görülen rahim ağzı kanserine, özellikle papilloma virüsü (HPV) yol açıyor. Yeni aşı, HPV enfeksiyonuna karşı koruma sağlıyor. GSK firması yetkilileri, aşının, rahim ağzında "sonradan kansere dönüşebilecek herhangi bir değişiklik olup olmadığını gösteren" smir testi uygulamasını da yüzde 52 oranında azaltacağını belirtiyor.

6 Ocak 2008 Pazar

Güzel Bir Cilt İçin

İyi bir yüz temizliği, ciltteki yağın kirlenen kısmını ve fazlasını arındırmalı ancak tümünü silip süpürmemelidir.

Bütün bir yıl yaz mevsimini bekliyoruz. Ama hepsi iki aydan ibaret ve hemen geçip gidiyor. Eylül ayını yarıladık bile! Havada tatlı bir serinlik ve rüzgar hakim. Yağmur ise yağdı yağacak. Sonbahar evimize ve kendimize döndüğümüz bir mevsim. Zaten sıcaktan kaçmaya çabaladığımız hareketli bir dönemden sonra, biraz dinginliğe ve bakıma ihtiyacımız var. Şimdi sağlık sorunlarımızla ilgilenmenin, yavaş yavaş cildimizi ve yıpranan saçlarımızı toparlamanın zamanı geldi. Güneşin pırıltısı biraz daha azalınca derin bakımlara geçebiliriz.

Cildinizi Temzileyin
Eylül başı temizlik dönemidir. Bir seyahatten sonra eve döndüğünüzde ne yaparsınız? Önce evinizi toparlar ardından valizlerinizi boşaltıp son olarak da çamaşırlarınızı yıkarsınız. Bunlar, cildimiz için de geçerlidir. Cilt bakımında ilk adım, günlük temizliktir. Her sabah ve her akşam olmak üzere, günde iki defa cildimizi özenle temizlemeli ve tonikle silmeliyiz. Ardından nemlendiricimizi sürebiliriz. Birçok insan makyaj yapmayı ihmal etmez ancak cilt temizliğine gereken özeni göstermez. Oysa makyaj yapılsa da yapılmasa da, yüzünüzün düzenli olarak günlük birikimlerden arındırılması gerekiyor.

Kuru Ciltlere Krem
Yağlı ciltlerde jeller ve losyonlar, kuru ciltlerde kremler tercih edilir. Bu tip ürünlere, genel olarak "temizleme sütü" adı verilir. Bu tip temizleyiciler, özellikle kıl köklerinde bulunan sertleşmiş sebumun (cildin yağ salgısı) ve sebuma bulaşmış olan kir ve makyaj artıklarının temizlenmesinde çok etkilidir. Bu açıdan derin bir temizlik sağlarlar. Temizleme kremlerinde daha fazla yağ (%40-50) losyonlarda ise daha az yağ (%10-25) bulunur. Yağlar, ciltteki yağı (sebum, yağ ve makyaj artıkları), su ise suda eriyebilen maddeleri çözer. Kir ve keratin pulları gibi eriyemeyen maddeler ise tonikli pamukla silinerek temizlenir. Göz çevresindeki deri çok hassastır. Bu nedenle daima özel bir temizleyici tercih edilmeli ve göz çevresine çok nazik davranılmalıdır.

Mikrofiber Kumaşlar
Cilt temizliği veya hafif peeling için özel olarak imal edilen mikrofiber kumaşlar ve eldivenler oldukça etkili bir şekilde temizliği tamamlarlar. Onları sadece su ile ıslatarak kullanırsanız, daha önce özenle temizlediğiniz yüzünüzden hala kir çıktığını fark edersiniz. İçinde hiçbir kimyasal olmadığı için en hassas ciltlere bile uygulanabilir. Her yerde bulunmuyor ama rastlarsanız hem yüzünüze hem de vücudunuza uygulayabilirsiniz.

Tonik Temizliği Önemli
Cildin günlük bakımı yapılırken ikinci adım, kalan son artıkları arındıran ve gözenekleri sıkıştırmaya yarayan tonik uygulamasıdır. Temizleme kremleri ve losyonlar, sabunlar ve jeller ciltteki yağı ve suda eriyebilen maddeleri çözdükten sonra, kir ve keratin pulları gibi eriyemeyen maddeler tonikle silinerek temizlenir. Tonik, özel bir solüsyondur. Genellikle su ve alkol ile hazırlanır. Bazı toniklerde salisilik asit, portakal çiçeği kolonyası, gül suyu veya daha farklı maddeler de kullanılır. Tonik seçerken alkolsüz olanları tercih edin. Sade gül suyu ve maden sodası gayet iyi toniklerdir.

Gözenekleri Temzileyin
Gözeneklerin sıkışması aslında hatalı bir ifadedir. Çünkü gözeneklerin kas yapısı yoktur. Bu nedenle de açılıp kapanması veya sıkışıp gevşemesi söz konusu değildir. Ancak biriken kirler ciltteki gözenekleri tıkayarak zorlar ve genişlemesine yol açar. Tonikler bunları temizlediği için gözenekler tekrar normal boyutlarına dönerler. Tonikler düzenli olarak kullanıldığında gözeneklerin açılmasına pek fırsat kalmaz. Öte yandan, toniklerin içinde bulunan maddeler cildi biraz tahriş ettiği için dokular hafifçe şişer. Bu tepki gözenekleri geçici bir süre için sıkıştırır. Tabii bu yapısal bir değişiklik değildir, kısa süreli bir toparlanmadır.

4 Ocak 2008 Cuma

Anne Sütü Bebekte Alerji Riskini Azaltıyor

Önemli sağlık sorunlarından olan alerjiler artık küçük bebeklerde dahi görülebiliyor. Ancak çalışmalar yüksek riskli çocuklarda anne sütü ile beslenmenin alerjik hastalık oluşma sıklığını azalttığını, en azından ortaya çıkışını geciktirdiğini gösteriyor.

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk Hastalıkları Uzmanı Özlem Ketenci Altıkardeşler, alerjinin önüne geçilemeyeceğine ancak bazı küçük önlemlerle riskin azaltılabileceğine dikkat çekiyor. Dr. Altıkardeşler alerjiler ve korunma yöntemleri ile ilgili merak edilen sorulara cevap verdi:

ALERJİ NEDİR?
Alerjik hastalıklar toplumun yüzde 20’sinde görülen önemli bir sağlık problemi olup, geçtiğimiz 20 yıl içerisinde artış göstermiştir. Alerjik hastalıklar bebeklerde ve küçük yaş gruplarında daha çok gıda alerjisi ve ciltte bölgesel olarak kızarıklık, kaşıntı, kabuklanma, pullanma ile karakterize bir cilt hastalığı olan atopik dermatit (ekzema) ile karşımıza çıkarken, daha büyük çocuklarda ağırlıklı olarak astım ve alerjik rinit (saman nezlesi) tablosu ile belirmektedir.

Besin alerjilerinde belirtilerin en yaygın olarak görüldüğü bölge deridir ve cilt döküntüleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Çocukluk döneminde besin alerjilerinden en çok sorumlu olan gıdalar inek sütü, yumurta, yer fıstığı, soya, buğday, balık ve fındıktır. Ancak inek sütü ve yumurtaya karşı olan alerji hayatın ilk 3-5 yılından sonra genellikle kaybolmaktadır. Alerjik astım ve alerjik rinit tanılı hastalarda ise sıklıkla ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, kedi-köpek tüyleri ve hamam böceğine karşı alerji görülmektedir.

NEDEN OLUŞUR?
Alerjik hastalıkların gelişiminde belirli risk faktörleri mevcuttur. Anne ve babada alerji öyküsünün olması, alerjenik yiyeceklere ve ev tozu akarı, polen, hayvan epitel ve tüyleri gibi alerjenlere hayatın erken döneminde maruz kalmak, özellikle alerjik astım açısından hava kirliliği ve sigara dumanına maruziyet başlıca risk faktörleridir. Alerjik rinit ve alerjik astıma erkek çocuklarda daha sık rastlandığı, düşük doğum ağırlıklı ve prematüre bebeklerde astımın daha fazla ortaya çıktığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Anne sütü ile beslenme alerjik hastalıkların gelişme riskini önlemekte etkili olabilmektedir. Özellikle erken dönemde besin alerjisi ve atopik dermatit saptanan çocuklarda ilerki dönemlerde alerjik astım ve alerjik rinit gelişebileceği unutulmamalıdır.

ANNE-BABADA OLMASI NE KADAR ETKİLİDİR?
Anne ve babada alerji olması bebeklerde alerji gelişme riskini arttıran bir risk faktörüdür. Ancak bu durum bebeklik döneminde kendini gösterebileceği gibi daha geç çocukluk döneminde de ortaya çıkabilmektedir.

ANNE SÜTÜ ALERJİYİ ENGELLER Mİ ?
Anne sütü alan bebeklerde de alerji ortaya çıkabilir, ancak yapılan çalışmalarda özellikle yüksek riskli çocuklarda anne sütü ile beslenmenin alerjik hastalık oluşma sıklığını azalttığı, en azından alerjik hastalıkların ortaya çıkışını geciktirdiği gösterilmiştir.

NASIL TEŞHİS EDİLİR?
Alerjiden şüphe edildiğinde kanda eozinofil düzeyi ve total Ig E bakılması yapılabilecek en basit tetkiklerdir, ancak daha kesin ve güvenilir tanı amacı ile alerji testlerinden faydalanılır. Alerji testleri her yaşta yapılabilir, ancak yaş grubuna göre farklı metodlar uygulanır. Kanda alerjene karşı spesifik Ig E bakılması ve deri testlerinden prick test en çok kullanılan alerji testleridir. Ancak prick test spesifik Ig E ile karşılaştırıldığında duyarlılığı daha yüksektir ve daha fazla sayıda alerjene karşı alerji olup olmadığı değerlendirilebilmektedir. Bununla beraber prick test uygulanırken alerjik reaksiyon gelişme ihtimali mevcuttur.

Deri testine yanıt yaşla birlikte kazanılmaktadır, daha erken dönemlerde de uygulanabilmekle beraber teste yanıt 4 yaş üstü çocuklarda belirgin pozitiftir. Bu nedenle yanlış negatiflik gösteren bir sonuca varmamak adına ve testin yapılma tekniği ile de ilgili olarak , 4 yaş üstünde prick test uygulanması daha uygun olurken, daha küçük çocuklarda kanda spesifik Ig E bakılması tercih edilen bir yöntemdir.

ÖNÜNE GEÇMEK MÜMKÜN MÜDÜR?
Doğacak bebekte kesin olarak alerji gelişiminin önüne geçebilmek mümkün değildir, ancak bazı risk faktörleri ortadan kaldırılabilirse alerji gelişme ihtimali azaltılabilir. Özellikle alerjik astımda hayatın erken döneminde alerjene maruz kalmak (ev tozu akarı, polen, hayvan epitel ve döküntüleri vs.) hastalık gelişimi için kolaylaştırıcı rol oynamaktadır.

Annenin sigara içmesi astım riskini arttırmakta, sigara dumanına pasif olarak maruz kalmak ve hava kirliliği astım ciddiyetini arttırmaktadır. İlk 4-6 ay sadece anne sütü ile beslenmek, anne sütü ile beslenmenin 1 yıl sürdürülmesi, katı besinlere 6.ayda alerjenik özelliği düşük olanlar ile başlanması ve alerjen olma ihtimali yüksek olan besinlerle (inek sütü, yumurtanın özellikle beyazı, balık, soya, yer fıstığı, buğday, mısır vs.) geç tanışma besin alerjilerinin önüne geçmekte faydalı olabilmektedir.

HANGİ BELİRTİLERLE KENDİNİ GÖSTERİR?
Bebeklerde alerji daha çok atopik dermatit veya besin alerjisi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Besin alerjisi ise en sık deri döküntüleri şeklinde belirmektedir. Bebekte besin alerjisi geliştiğinde sorumlu olabileceği düşünülen besin diyetten çıkarılır ve gelişen klinik tablonun iyileşmesini kolaylaştırmak amacıyla doktor önerisiyle antihistaminikler kulanılır. Atopik dermatit vakalarında ise deterjan, sabun ve kimyasal maddelerle temas kesilmeli, uygunsuz ısı ve neme karşı dikkatli olunmalı, bebeğin terlemesine müsaade edilmemeli, bebeği sıkmayan pamuklu elbiseler giydirilmelidir.

Banyo yaptırılması mevcut şikayetleri arttırabileceğinden çok sık banyo yaptırmaktan kaçınılmalı, banyo sonrası cilt nazik bir şekilde kurulanmalı ve sonrasında mutlaka nemlendirici krem ve losyonlar kullanılmalıdır. Antihistaminikler, kortizon veya farklı etken madde içeren merhemler doktor gözetiminde kullanılır. Alerjik hastalıkların hangisi olursa olsun tedavide en önemli nokta klinik tabloya neden olan veya ağırlaştıran alerjenlerin tespit edilmesi ve bu alerjenlerle temastan kaçınılmasıdır.

3 Ocak 2008 Perşembe

Emzirmeyi Engelleyen Nedenler

Emzirmeyi engelleyen ve süt yapımını azaltan nedenler
—Doğumdan sonra anne ve bebeğin tıbbi nedenlerle ayrılması, lohusalık humması,

—Emzirmenin geç başlaması sıklık ve süresinin kısıtlanması,

—Süt gelmesi beklenirken çeşitle nedenlerle su ve mama verilmesi,

—Annenin psikolojik problemleri, sütünün gelmeyeceği kaygısı,

—Uzamış doğum ve buna bağlı yorgunluk, annenin yetersiz beslenmesi,

—Annenin yeterince emzirme teknik ve problemleri konusunda bilgi sahibi olamaması,

—Bebeğin dudak-damak yarıkları, yutak, ağız, burun gibi doğumsal anomalileri, diğer sistemlerdeki ağır yapısal bozuklukları,

1 Ocak 2008 Salı

Cilt Kırışıklıkları İçin Doğal Maskeler

Cilt Kırışıklıkları İçin Doğal Maskeler....
Her kadın göz ve ağız çevresindeki kırışklıklarından şikayet eder, fakat bu kırışıklıklardan ameliyatsız iğnesiz kurtulmanın yolları var...

İster genç ister yaşlı olun; gerek fazlaca kullandığınız mimikler, gerekse zamanın etkisi ile göz ve ağız kenarlarında çiziler oluşur ve bunlar sizi rahatsız eder. Eğer siz bu çizgilerden kurtulmak isteyen ama estetikle yıldızı barışmamış bayanlardansanız, aşağıdaki maskelerden bazılarını deneyebilirsiniz.

Kırışıklık İçin Doğal Maskeler
1 avuç çileği iyice ezip suyunu süzün. Süzdüğünüz çilek suyunun içine biraz gülsuyu katıp karıştırın. Bu karışımın tamamını yüzünüze ve boynunuza sürüp 1 saat bekleyin. Daha sonra karbonatlı suyla yüzünüzü yıkayın. (Bu karışım boyun kırışıklıklarına da çok faydalıdır.Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.)

Yarım elmayı rendeleyerek iyice ezin ve içine 2 kaşık kaymak katıp tekrar ezin. Yüzünüze sürüp 15 dakika bekletin. Daha sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın ve nemlendirici krem sürün.Kaymak cildinize esneklik kazandırır ve nemlendirir. Elma ise cildin diri kalmasını sağlar.(Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.) Ayrıca bol bol elma yemek cildimiz için çok faydalıdır.

Aynı miktarda limon suyu ve gliserini karıştırın ve bir şişeye koyun. Yatmadan önce, bu suya batırdığınız bir parça pamukla yüzünüzü temizleyin.

Yatmadan önce 1 bardak kavunsuyunu, 1 bardak kaynamış su ile karıştırıp cildinizi yıkayın. Daha sonra kaynatılmış süte batırdığınız pamukla cildinizi silin ve yumuşak bir havlu ile kurulayın.

1 kaşık balı, 1 yumurtanın beyazı ve 1 kaşık gliserin ile karıştırın. Bu karışımı yüzünüze sürüp 15 dakika bekletin. Daha sonra yüzünüzü önce ılık sonra soğuk suyla yıkayıp yumuşak bir havlu ile kurulayın. (Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.)

1 yumurtanın sarısını 1 kaşık süt ile karıştırıp yüzünüze sürün. 15 dakika bekledikten sonra cildinizi limon suyu ile silin.(Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.)

P Vitamini Damar Dostu Çıktı

P vitamini, kılcal damarların geçirgenliği ve yapısının korunmasında son derece etkilidir...

P vitamini, varlığının anlaşılmasından bu yana 65 yıl geçmesine rağmen, etkileri günümüzde daha yeni yeni anlaşılmaya başlanan bir vitamindir. Biyoflavonoid olarak bilinen P vitamini, turunçgillere sarı ve turuncu rengini veren suda çözünen vitaminlerden biridir. C vitaminine oldukça benzer özellikler taşır ve genellikle C vitaminiyle aynı besinlerde bulunur. Ortak özellikleri, flavon denilen vücut için oldukça yararlı öğeleri içermeleridir. Daha çok meyvelerin posasında bulunur. Kılcal damar geçirgenliği üzerine olan etkisinden dolayı, geçirgenliğin İngilizce karşılığı olan "Permeability" kelimesinin ilk harfini alarak P vitamini olarak isimlendirilmiştir. Hücrelere atardamar ile getirilen oksijen ve besin dokularda kullanıldıktan sonra ortaya çıkan karbondioksit ve diğer atık maddeler toplardamarlarla uzaklaştırılır.

P Vitaminin Vucüttaki Etkileri
Genellikle C vitamini ile ortak çalışırlar. Benzer etkiler gösterirler.
-- C vitamininin emilimini artırır ve onu okside olmaktan (kayba uğramaktan) korur. Dolayısıyla C vitamininin etkili olduğu tüm konulara dolaylı yoldan katkı sağlar ve C vitamininin kullanımını artırır.
-- Kollajen doku denen destek yapının sağlığı ve dayanıklılığı üzerine olumlu etkilidir.
-- Kılcal damarların geçirgenliği ve yapısının korunması üzerine son derece yararlıdır. Kılcal damarların yırtılmasını ve kanamasını önler. Ayrıca bunların dayanıklılığını sağlayarak enfeksiyonlara karşı koruyuculuk sağlar.
-- Damarların geçirgenliğini artırarak arterosklerozdan (damarlarda plakların oluşması nedeniyle tıkanması) korur.
-- Alerjik olaylarda etkili alerjen madde olan histamin maddesinin salınışını azaltır.
-- Menopozda D vitamini ile birlikte alınan P vitaminin östrojen hormonuna benzer etki gösterebildiği için sıcak basması şikâyetlerini önleyebileceği belirtilmektedir.
-- P vitamininin vücutta depolanmayıp fazlası atıldığı için, fazla tüketiminin herhangi bir zararlı etkisi bulunmamaktadır.

Ne kadar P vitamini alınmalı?
Günlük alınması gereken miktarlar için günümüzde kesin bir rakam yok. Rutin, hesperidin, quersetin gibi türleri daha faydalı görülüyor. Her bir çeşidinden 50'şer mg veya hepsi bir arada olduğunda 125250 mg kadarı olumlu etkiler için yeterli görülmektedir.Doğal kaynakları: Turunçgil meyvelerinin beyaz derisi ve dilimleri, limon, portakal, greyfurt, domates, kayısı, kiraz, üzüm, kuşburnu, böğürtlen, yabanmersini, karabuğday, kuşüzümü, brokoli, marul, yeşilbiber, soğan, yeşil çay, kırmızı şarap, atkestanesi kabuğu, yerfıstığı.